istanbul kanatlarımın altında!..
6.04.2010
4.04.2010
eşyaları topla, ev bul, nakliye ayarla, taşın, yerleş... nasıl gözümde büyüyor anlatamam. ama bana güç veren çok özel bi şey var, o da
netekim, iş buldum, salı sabah başlıyorum. şimdilik biraz giysi almak için ankara'dayım, yarın akşam yuvama dönüyorum. işin gidişine bi bakıp 2 ay içinde kalan her şeyi alıp geliyorum. hoşgeldim, hoşbuldum.
30.03.2010
sen hiç uyma e mi!
blogspota taşınmam pekçok yönden hayırlara vesile olmuş bi olaydır. öncelikle blogcu denen ömür törpüsünden kurtuldum ki sadece bu bile her sene havai fişek çatlatarak kutlanması gereken bi nevi bayram benim için. bu satırları çiziktirme sebebim olan 2. yıldönümünü kutlama hazırlığındaki uyumsuz hanım ise blogspotun sayısız nimetlerinden biridir. kendisini yaklaşık 1 sene önce, muhtemelen evi terk ettiğim ve koca zararlısını hayatımdan çıkardığım dönemlerde keşfettim. sanırım 2 gün falan sürdü tüm arşivini okuyup onu takibe almam. hani bunca zamandır okuyorum, alıştım mı, hayır! her yeni yazısıyla beni hayretlere gark eden bu deli kadını seviyor muyum, çooook :)
uyumsuz pamuk şeker gibidir, ama daha ziyade çomak kısmı. hani bi keyifle yemeye başlarsın, pembeyse her yerin bulaşık bulaşık olur ama mutlusundur. tam bi lezzet taarruzu daha için hareketlenirsin ki, elinde boş kalan çubuğa takılır gözün. işte uyumsuz önce bi güzel anlatır anlatır, heyecanlandırır... sonra kalan çomağı okuyanın gözüne hiç acımadan haaaart diye sokuverir. sen burada yazdıklarımdan daha iyi değilsin, aynı bokun belki lacivertisin demekten çekinmez. boyu küçüle küçüle 1.50'ye düşmüş, yakın gözlüklerinin üstünden bakıp çemkiren nineler gibi köşesinden verir veriştirir. onu takip ediyorsan canının yanmasına katlanacaksın arkadaş, beleşe zevk sefa lale devrinde kaldı.
biliyorum ki bigün başımı belaya sokacak. çoğu yazısıyla gazlanan bu baykuş, allah allah nidalarıyla meclise ya da bi futbol stadındaki holiganlar topluluğuna saldırıp kafayı gözü yardıracak, belki 62. dalga çerçevesinde paşalara koğuş arkadaşı olacak. gel gör ki bırakamıyorum, hatta biraz sessiz kalsa merak ediyorum neden yazmadığını. çok şükür verilmiş sözü var, tutuklanırsam avukat masrafımı karşılayacakmış. gerçi domuz gribi memleketimizi kasıp kavururken geliştirdiğimiz rüstem'in eşek kızları projesi ve donkeygirl malikanesi hayallerimiz bizi metris'e attırmadıysa daha da bi şey olmaz ama yine de kendimi çok güvende hissetmiyorum. yok yok, ben yandım siz kaçın. hiç bulaşmayın bu uyumsuz illetine, alışmayın. eviniz barkınız var, çoluk çocuk aç bilaç ekmek bekler. de hadi gidin yolunuza, daha ne okuyorsunuz be!
25.03.2010
yolcu yolunda gerek
o zaman blogda ne işi var di mi? ben de bu soruya olabilecek en kısa ve mantıklı cevabı verip çıkıcam zati.
işler biraz süprizli gelişti, ben pılımı pırtığımı (pırtı olduğunu ben de biliyorum ama canım pırtık demek istedi karışmayın) toplayıp ilk otobosa atladığım gibi canım istanbul'un kollarına koşuyorum. ilgililer gerekli hazırlıkları yapa!
gelişmeleri bildiricem. hadin sağlıcaklaaaa...
20.03.2010
yetti bu çifte standart, ayaklanın ey aklıselimler!
şimdi bi kadın düşünün.
yürürken her adımında böyle ufaktan, ne bilim mesela 20 volt elektrik çarpıyomuş gibi titresin...
konuşurken bi gözü sağa bi gözü yukarı falan baksın...
bu arada ağzından bi tane mantıklı cümle çıkmasın...
suluboya paleti gözünün üstüne devrilmiş gibi makyaj yapsın...
saçını besleme modeli kestirip peruk taksın ama peruğu olur olmaz yerde çıkarıp atıversin...
olurdu olmazdı demeden üst üste kat kat giysin allah giysin ve...şimdi canalıcı noktaya geliyoruz;
en üstteki askılı bluzün bi askısı inik ve o taraftaki kumaş göbeğe kadar sıyrık dolaşsın...
ilk görüşte, inşaata topu mu kaçmış len bunun?, demez misiniz?

bu arada açıktaki yerlerde altta cart mor, üstte ten rengi sütyen var. kopçalar sıkı sıkıya kapalı.yani kasten yapılmış! oh, iyi! en azından tecavüz yok, en fazla hardcore sevişmiş, üstü başı toplayacak mecal kalmamış diyelim...
bizi bu halde sokakta gören olsa, elimizden tutup bi dükkana sokmaz mı, kızım dur iki soluklan, ben hemen polis çağırıyorum, diyerek? artık polisi gel şunun ırzına geçenleri bul diye mi çağırır, bu karı delirmiş alın götürün başımızı belaya sokmadan diye mi orasını bilemem. bildiğim, sokaklarda, umuma açık mekanlarda o halde gezemeyeceğimizdir. hadi gezdik, bizi kaç kişi görür ki? misal ankara'da yaşayan (lanet olsun) bi kadın olarak ben bu anlattığım halde dolansam sokaklarda? nüfus yaklaşık 5 milyon. bunun hadi 500 bini ev hanımı diyelim, kaldı 4.5 milyon kişi. e bu 4.5 milyonun yarısı da çalışıyo veya okulda olsun benim sokakta olduğum saatte, açıkta kaldı mı sana 2 milyon 250 bin. şimdi ben 3 saat falan müdahele edilmeden dolaşayım, o gün içinde ankara'da 2 milyon 250 bin kişinin beni görmesi mümkün değil. hangi bi yere gideyim, nasıl yürüyeyim, benim de canım var!
bi tv programı düşünelim şimdi de. nüfusumuz 70 milyon ama tv dünyasındaki insanların aksine biz biliyoruz ki, 70 milyon aynı anda aynı programı izlemiyor. hayır başbakan ulusa seslense 15 ayrı kanaldan, yine bu sayıyı tutturamaz. neyse, ben tahminler yapmaya devam edeyim. benim ortaokul yıllarımda yayına başlamış, türkiye'nin belki 3. belki 4. özel kanalı, yolda vatandaş çevirip sorsak ilk akla gelecekler arasında bi isim olsun. bu kanalda da; neşesiyle, hayata farklı bakışıyla, beslenme tarzıyla, müziğiyle, çocuklarına verdikleri isimlerle... efsaneleşmiş bi bölgemizin, ülke çapında çok sevilen bi sanatçısı program yapıyo olsun. gugıla göre, bu bölgemizin nüfusu 8.5 milyon. şimdi bu programı o bölgeden olmayıp o sanatçıyı seven ben izlemek istiyorum diyelim, elde var 1. abimlerde kaldığım, abim uyuduğu ve gelin yanımda oturduğu için 2 olduk. sonra... sadede geleyim, o saatlerde o kanalı bize ilaveten sadece hemşehrilerinin yarısı izliyor olsun, onların yarısı da konuk gelince "aman, gene mi bu karı!" deyip başka kanalı açsın. kaç kişi kaldık? 2 milyon 125 bin mi? hadi küsüratı da attık, 2 milyon kişi kaldık.
işte bu 2 milyon kişi televizyonda çıkan, yazının başında saydığım her abukluğu yapan kadını oturup izler. peki kaç kişi polisi arar? cevap veriyorum: 0. neden? çünkü o meşhur, salaklığı-delilik taklidi tescilli. peki sıskalığı dışında benden farkı ne? o da kadın, ben de. o da deli, ben de. ama onu o haldeyken göreceklerin sayısının, beni görenlerden daha fazla olacağı garantili. yani topluma benden daha zararlı. e peki ben neden müşahede altına alınıyorum da o kameralar karşısında salınıp duruyor? şimdi bu çifte standart değil de ne? hı?
allah aşkına biri yıldız tilbe'yi durdursun! bence izole edilmeli, illa evine ya da hastaneye kapatılmasa bile en azından bileğine kameraların frekansında patlayacak cinsten fbi modeli bilezik falan takılmalı. daha güzel önerilere elbette açığım.
bi de, alacağın olsun volkan konak, çağıracak başka kimse kalmadı mı? ne hevesle açmıştık, zaptık, mundar ettik gül gibi programı.
not: sinirle açtım laptopı, haldır huldur yazdım, inşallah hesaplarda hata yoktur. rezil oluruz medyaya mazallah!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



