29.10.2010

efendim ne diyeyim, adeta malum olmuş. saatime bakıyorum, kolumdakine değil ofisteki bilgisayarımın saatine tabi, oooo 20:29. yani neymiş, öyle resmi tatil bilmem ne deyip 2 hafta önceden ankara bileti alınmayacakmış, akşamın zikine kadar "AMAN DA ÇOK ACİL" işler yüzünden çalışmak zorunda kalınabilirmiş. saçlar tel tel havaya kalkabilir ve küfürün bini değil yüz bini bi para olabilirmiş...
bitti mi? aman da çok acil olanlar evet, rutin ıvır zıvır hayır. umurumda mı? hassiktir len ordan!
ben çıkıyorum, binmem gereken bi otobüs var. hadin iyi haftasonları...

28.10.2010

neşe benim ne haddime!


arkadaşlar, sevgili puremor' un da dediği gibi, 70-80 kuşağı bütün türk çocuklarının oyuncaklarını bi cadı yapmış. ve ben, zavallı ben, o cadıyla çalıştığım için bugün zaten gariban beklentilerime katmadığım yarım gün tatili yapmayacağım gibi, yarın sabahtan ankara'da olmayı hesaplayarak aldığım otobüs biletimi de kıvırıp patronlarım olacak o iki orospunun götüne sokmak istiyorum! zaten kullanamayacağım, niye cüzdanımda yer kaplasın değil mi? keşke otobüs biletleri kağıttan değil başka bi şeyden yapılsaydı, ağaç katliamı olmayacağı için daha geniş ve daha uzun bi yüzeye basılabilirlerdi. o zaman ben de kocamannnnn upuzunnnnnn bi rulo yapardım, mesela ana kız sırt sırta biletin bi ucu birinde öbür ucu ötekinde... "iki ucu boklu değnek kavramına işveren-çalışan ilişkisi çerçevesinde modern bir bakış" diye de isim koyar, zenginin birine milyon dolara satardım belki... o zaman bu orospuların yanında çalışmaya ihtiyacım kalmazdı.
daha da uzatırım, fantazyanın sonu yok ama malum, mesai saati, ofisteyim vs vs... sözün özü, neşe benim neme gerek efendim, otururum masamda akşamın 8.30una kadar köpek gibi çalışırım gıkımı da çıkarmam. 29 ekimde tatil mi? haddime mi düşmüş? peh!

27.10.2010

neşeli ol ki genç kalasın ojesi



bu kasvetli istanbul havasında, gözüm bi dışardaki yağmura bi klavyemin üzerindeki tırnaklarıma gidiyor. hatta tırnaklarıma bakmaktan bazen yanlış tuşlara basıp asdşlk falan gibi yanyana geldiğinde kelime oluşturmayan ne kadar harf varsa basıyorum. haftasonu sevdicek burdaydı, 3 haftaya kadar ben orda olacağım, patroncuğum 18 ekimden beri uzakdoğu sayahatindeydi, yarın dönecek. onsuz ofis nasıl bi mutluuuuu, nasıl bi huzurluuuuuuu, aman nasıl da sevgi yuvası bi yerdi anlatamam. gitmeden yığdığı işleri bugün bitiriyorum, yarına inşallah teftişi tek parça atlatacağım. e şimdi ben neşeli olmayayım da kim olsun a dostlar?

14.10.2010

evvel zaman içinde...

izlanda derler adına, soğuk mu soğuk küçük mü küçük bir ülke varmış. belki tek meşhur şeyi, biz izlanda'da tanrı'ya inanmayız çünkü birinin bir şeye ihtiyacı varsa gidip kendi yapar, diyen bodur boyuna koca bir yürek ve eşsiz bir ses sığdırmış şarkıcısıymış. gün gelmiş, 200 yıldır buzlar altında uyuyan canavar dağ uyanmış... 




dünyayı saran kül bulutları uzaydan bile görünmüş... 




manzara biraz ürkütücüymüş, pilotlar korkudan uçamamışlar. 


o arada istanbul'da bir konuk da mahsur kalmış... şehri altüst ederken, yolu bir gün galata kulesi'ne düşmüş, oradan da beşiktaş'a... 


...
...
...

kim bilebilirdi patlayan yanardağın getirdiği adamın bana vazgeçtiklerimi tekrar isteteceğini? 


dünya küçük derken eminim bunu kastetmedi atalarımız ama dünya bir şekilde küçük ve aşkın sizi nerede bulup nereye götüreceği hiç belli olmuyor...




hikaye uzun ama janis'e sözüm var, baştan sona anlatacağım. sözümü tutana kadar, aşık olduğumu söyleyip konuyu burda kapatıyorum...

2.10.2010

helal bu fuar sana!

memleketimiz dışında geçirdiğim bayram kaçamağı esnasında fransa ve hollanda'da görüp katıla katıla güldüğüm "halal food" uygulaması memleketim dahilinde bi fuarla şenlenmeye karar vermiş de haberimiz yokmuş. yoktu yani, potansiyel müşterilere bakınmak için fuar sitelerini gezerken bunu buldum, oldu. sizsiz  boğazımdan geçmedi, buyrun linki tıklayın. müsait vaktinizde de gezmeye gidin, öyle zındık zındık dolaşmayın ortalarda.

reklam sektöründe çalışan bi arkadaşım gitmiş potansiyel müşteri avına, helalmatik varmış. gıdalarımızın içinde hiçbir domuz şeysi yoktur beyanını ikna edici bulmayanlar için, sidiğe daldırılan gebelik çubuğu gibi, şüpheli gıda parçası sıcak suya atılıp iki karıştırıldıktan sonra helalmatik çubuğu bandırılıp bakılıyomuş, domuzluysa çift çizgi, helalse tek çizgi... 



1.10.2010

en seksi yaşım da böylece bittiiii, bakalım 32 neler getirecek?






hadi mutlu yıllar bana...