17.12.2011


6 senedir sensiz kutlandı doğum günün, sen bulutlardan aşağıya gülümsedin. bu sene iki kişi oldunuz, sen ve bulut bulutlardan sarkıyorsunuz, yağmur damlalarıyla düşüyorsunuz burunlarımızın ucuna, gıdıklanıp gülüyoruz. iyi ki yaşadınız, hatıralarımızda yer aldınız. mutlu yaşlar olsun...



ve bulut beyimiz, fotoğraflarını çektiğim gün gözünü dikmiş sema'ya bakıyormuşsun meğer... bilemezdik... özledik... birbirinize iyi bakın, aşağıdaki marifetlerinizi unutmadık, bari orada çok yaramazlık yapmayın. 

11.12.2011

bekir coşkun'un teleferik yazısını müteakip, pazar sabahı hissiyatım...

FLAŞ! FLAŞ! FLAŞ!


yıllardır ankaralılar'ı öpmeye doymayan ve fakat artık sıkılıp hedef değiştiren melih gökçek, baharda gelmesi beklenen garibim göçmen kuşlara teleferik tellerine tırmanıp mı ulaşacak?

"her kuşu siktin bi leylek kaldı!" diyenlere cevabı ne olacak?

leylek bu işe ne diyor?

ankara eli kolu bağlı otururken leyleklerin namusunu kurtarmak yine green peace eylemcilerine mi düşecek?

hepsi ve daha fazlası şu soğuk aralık günlerinin sıcacık ankara gündeminde... uykunuz ağır, başucunuzda vazelininiz hazır olsun! oy vermeye devam, herkese çok çok selam!

hadi muck muck minnoşlar, hepinize hayırlı pazarlarrrrrrrrr...

16.10.2011

günün fotoğrafı



ben bu kareyi gördüğüm anda gözlerim doldu, siz ne düşünürsünüz bilmem. keşke aşılsa engeller kolaylıkla! keşke sağlıklı bireylerin bile hayatını çekilmez kılan engeller, engelli bireyleri evlere mahkum etmese... yüzyılın icadı metrobüs yerine herkes için düzenlenmiş yollar - kaldırımlar olsa. bütün dünya buna inansa, hayat bayram olsa... sözkonusu türkiye olunca anca böyle işte, şarkı türkü!

10.10.2011

bazen bilmemek en iyisidir...

bu sene bir deney yaptım ve gördüm ki facebook da olmasa hakikaten yalnızlık hissinden ölüp gideceğiz! siz siz olun, acaba profilimde görünmese doğum günümü kaç kişi hatırlar, diye merak etmeyin. sonra üzülürsünüz... yakınım bildikleriniz sizi hatırlamaz, geceyarısını geçe durum güncellemenize "happy 33!" yazar bir de profilinize mum püfüren fotoğraf eklerseniz mesajlar yağmaya başlar, gülersiniz. kediyi öldüren meraktır dedikleri kadar varmış, bi şeyi de bilme kardeşim, di mi?

*not: bu yazıyı okuyan 2 sevgili delim sakın ha üzerlerine alınmasınlar, sözüm meclisimizden dışarıyadır.

efendim içimizi döktükten sonra şimdi de gelelim doğum günüme 1 hafta kaladan beri hayalini kurduğum, ve fakat makus talihimin bana oynadığı iş yükü ve darlanma hissiyatı oyunları neticesinde elim varıp da yazamadığım doğum günü yazımaaaa....




her ne kadar eş-dost ve de muhtelif hısım akraba 32 olduğumu iddia etse de (saçmalama kız, bizi de yaşlandırıcan, sen daha 32'yi yeni doldurdun 33'ten gün aldın bikbikbik...) bendeniz bugüne bugün koçlar gibi 33 yaşımdayım! bence şahane bi yaş. hep söylemişimdir, 30'lu yaşlar iyidir. bi kere kulağa gelişi hoş, doygun, tok. hiç öyle 20'ler gibi değil. hayal edin efendim, hayal edin. kendi kendinize bi 20 deyin, ya da 22, 27... ne o öyle iiiiii iiiiiii diye bitişler! 20'ler tiz yaşlar bi kere, sevmem ben tiz sesleri. yaş dediğin, bak yaş derken bile bi ağırlık var o kelimede, yaş! yaşş! evet, yaş dediğin ağızdan okkalı çıkmalı. otuzz! üf, tam ağır abla yaşları bak otuzlar ben diyim. bence ben otuzlarımın hepsini sevicem, 30 ilk okkalı yaşımdı, 31 seksi yaşımdı, 32 bence biraz vasat bi yaş hani sondaki iki o otuzun ağırlığını biraz bozuyor ama 33 nasıl 33? bi kere 31'den daha seksi, böyle dudaklarını büze büze söylüyorsun ama hala da o tok tını kalıyor kulakta. ayrıca simetrik, sağdan sola da soldan sağa da okunuşu aynı ki bence simetrik diğer yaşlara göre de kat be kat karizmatik. niye mi? 11'i düşünün diyeceğim ve 11'le ilgili yorum yapmak zahmetine girmeyeceğim bile. sonra 22 var ki bence çok sinir bi yaş. bi kere söylenişi çok kikirik, bi sesli söyleyin ya! 22, ıyyş! bi de bugünlerde 22 yaşında olanlara yaşını sorunca ağızlarını yaya yaya nasıl "yiiiğrmiikiee" diyeceklerini düşünün. yaa, gördünüz mü? sonra 44 var, bence idare eder yaş ama ne bileyim bi şey eksik bence bu 44'de. o yüzden muhtemelen 41 yaşımda uzun süre kalıp doğrudan 49'a bağlanır ve müteakip sene 50'ye çıkarım. 55 deyince aklıma samsunlular'ın nasıl 55 dediği geliyor ve ister istemez kikirdiyorum. 66'yı düşünmek bile istemem, malum hedef yaşımın çok üzerinde. ha olur da 77'yi görürsem bak söylemesi yine biraz kırıla büküle ama elimdeki bastonu gülenin kafasına indirirsem o kadar da komik görünmez kanaatindeyim. 33 iyidir, iyi. hadi uzatmayın. ben 35'e kadar kalırım burda, sonra yolun yarısı derim güler geçerim. evet, bugüne kadarki en iyi yaşım bence bu. sevdim ben 33'ümü. güle güle yaşayayım...


2.10.2011

errrrrrkekim benim!



pisikopaticiğim'in mimini şimdiye kadar bana paslanan en iyi, en eğlenceli mim olarak ilan ettiğim yazıma, geçmişte bana mim sektirmiş arkadaşlarımın affına sığınarak başlıyorum. e ne diyim, yalan yok, en eğlencelisi bu vallahi.
efendim, bugünkü aklımla huyumla suyumla 1 günlüğüne erkek olsam ne yapardım sorusuna ne yazık ki "aha da bunu" diye kısa ve net bir cevap veremiyorum. merak ettiğim çok şey var, elime fırsat geçmişken 24 saate sığdırabildiğimi yapardım valla.
öncelikle traş olmak nasıl bir histir göreyim der, alırdım elime jileti. tamam, zaman zaman bacaklarımı traş etmişliğim oldu tabi de, her sabah hart hart hart, reklamlarda buz pistine yatıracak kadar da acıyor mu ki bu diye merak etmiyor değilim. önce bir güzel traş olur, üstüne de mis kokulu bir traş sonrası losyonu basardım. 
göğüs kıllarımı kaşımak isterdim mesela. şöyle ıslak tarakla sağa yatırayım sola yatırayım yok ortadan ayırayım kabilinden her türlü maymunluğu denerdim. sonra muhtemelen tüy dökücü kremle sıvardım, zira kıldan tüyden hazetmem arkadaş. 
ayakta işemeyi de atlamamak lazım. çocukken ne pantolonumu ne de külodumu bir tek damlayla bile ıslatmadan sağ paçamdan aşağı indirirmişim, hep sağ ayakkabım çürürmüş. bugün bilsem o tekniğin sırrını, ne olacak ayol çıkarıveririm pabucu çorabı, salarım aşağı ohhh mis. üstüme sıçradı derdi yok, aman havadan yapayım derdi yok... ama bilmiyorum. nasıl becerdimse zamanında, şimdi hiç hatırlamıyorum. o yüzden günübirlik erkek olsam mümkünse kış günü olsun ve ben karlara işeyerek ismimi yazayım isterdim. ehehehe evet iğrencim, ne var?
bir elim çükümde yürümek isterdim ayrıca. sokaktaki vatandaşa 33 yıldır kınayan gözlerle bakıyorum ama belki adamların bir bildiği var, di mi? evet evet, karıştıra karıştıra yürürdüm valla, yalan yok. o kadar vazgeçemedikleri ne ola ki, diye düşünmekten bir hal oldum, elime fırsat geçmişken bu davayı da çözerim.
e elim değmişken, konuya yani, erkek olmuşken yani, aman canım siz de ne fesatsınız! sanki elim bir tek  ona değdi... ehm, evet, elim değmişken çapkınlığa da çıkardım.şöyle bıyık burmalı, kaş kaldırıp yandan bruce willis çakması gülümsemeli kesişmeler, "bunu size yan masadan gonderttiler bağyan" şeklinde alevli meyve tabakları falan... yahu dur, dur, pavyona da giderdim. kadın halimle gidip göremeyeceğim nadir yerlerden biri, başıma iş gelir korkusu olmadan bir koşu gider bakardım işte. tabi 1 günlüğüne erkek olmuşken cüzdanımın da dolmuş olması lazım, 1 şişe biraya 50 lira, 70lik rakıya 300 lira veremem normal şartlarda. fiyatları nereden bildiğimi soracak olursanız, o da başka hikayenin konusu olsun ama bir tanıdık vesilesiyle pavyon hayatı hakkında epey malumat sahibi olduğumu söyleyebilirim.

eh, şaka maka koca günü bitirdik neredeyse. balkabağına dönüşmeden bir de sevişmek lazım. ereksiyon olmak nasıl bir histir, boşalmak neye benzer... sonra pümpül büzüşürken ne hissedilir?  yalan yok, çok merak ediyorum. mümkünse şöyle akça pakça, pambık tenli, mis kokulu bir hatunla sabahı ederdim. artık sabah uyanıp da yatakta fazladan bir çift daha meme bulunca ne yapardı, kaç desibellik çığlık atardı onu bilemem ehehehehe

len şaka maka, allah bilmiş de beni kadın yaratmış. erkek olsam ıyyyk, tam bir kıro olacakmışım! çok şükür, çok şükür...