29.01.2010

baykuş'un kış kreasyonu





havalar böyle olursa,




ben de böyle giyinirim!

28.01.2010

donum dizime inmiş iken pedal ile işim ne?




pedallı çöp kovası diye bi şey var, kim icat ettiyse eline fikrine sağlık, iyi düşünmüş sağolsun. karşılığını da gani gani amerikan dolarcıkları olarak almıştır zati. neticede el değmeden kurtuluyoruz ne atacaksak, nisbeten sıhhi bi çözüm, eyvallah. ama kardeşim, şunu tuvaletlere koymayın yahu, canımıza yazık!





erkekler için durum daha farklı tabi ama, tuvalette pedallı kovayla karşı karşıya kalan bi kadın olarak derdimi sana yazmayayım da kime yazayım ey günlük? şimdi düşün, okul ya da bar, tiyatro, kütüphane, benim gibi çok gezenler için terminal... toplu mıçıma açık nice tuvalette var bu meret. kadın fizyolojisi gereği, artık o an üzerimizde ne varsa pantolon, kış günü belki yün içlik, külotlu çorap, don vs dize kadar sıyrılmış, mabat anti-hijyen koşulların endişesiyle göğe doğrultulmuş, deliği denk getirme gayretiyle hacetini giderdin, tuvalet kağıdını aldın, altın kuru ama keyfin yerinde mi? asla! neden? çünkü ister yumuşak ister hesaplı olsun; kullanılmış tuvalet kağıdı, kullanılmış tuvalet kağıdıdır ve uzun süreli elde tutulacak bi şey değildir. oysa çöp kovası senin durduğun yerin sağ ya da sol arka çaprazındadır ve sen nba basketçisi hareketiyle ondan kurtulamazsın, önce pedala basıp potayı açman gerekir. ahtapot da değilim ki iki bacağım giysilerin prangasına vurulmuş halde dururken bir diğeriyle pedala basayım! hayır ahtapot olsam, zaten 8 bacağıma birden giyilecek cinsten pantolonum olurdu ve ben yine melul mahsun kalırdım orda. bu durumda ya dizden altını piti piti şeklinde hareket ettirerek kıç açık bi şekilde kovaya doğru yürürsün ve attıktan sonra donmuş yerlerini can havliyle örtersin ya da elinde istenmeyen atıkla dizine inenleri bi hamlede haldır huldur çeker, kağıdı atar, sarkanları en son toplarsın.






hadi biz kullanıcılar oramızı buramızı üşüterek de olsa çözüyoruz meseleyi, o tuvaleti temizleyenler ne yapsın? pedala bas, mekanizmadan poşeti kurtar (bu arada eminim yırtılıp bikaç atığın oraya buraya saçılmasına sebep oluyordur), yenisini tak, pedal çalışıyor mu kontrol et... ne istiyosunuz lan insanlardan? milletçe zihnimizin açıldığı yegane yerde bile artık rahat yok yahu. ohhh, derken bi taraftan, ya şimdi ne olacak, önce don mu yoksa kağıt mı, sorusu huzurumuzu kaçırıyor.






yok yok, bu böyle olmayacak. köye taşınmak istiyorum, çişimi tarlaya yapmak ve yapraklara silinmek, sonra da doğaya karışacağını bilmenin verdiği huzurla arkamı dönüp gitmek istiyorum. benim gibi şehir insanını bile modern hayattan soğuttunuz yahu!

19.01.2010

istanbul kazan baykuş kepçe

istanbul-edirne-istanbul şeklinde 4-5 günlüğüne planlanan seyahatim 2. haftasını doldurmak üzere. istanbul içinde de sürekli seyir halinde oluşum dozzy'yi güldürüyor. geldiğimden beri dudullu, tepeüstü, kayışdağı, beşiktaş, beylikdüzü, üsküdar... semtlerinde muhtelif kereler konakladım. bu akşam beşiktaş'ta fiktoşcuğum'un evinde kalacağım. yarın sırt çantamı, fotoğraf çantamı ve günlük çantamı yüklenip göztepe'ye geçip, dönüş hazırlıklarına başlamayı umuyorum. uzatmamdan tahmin edileceği üzere dönmek istemiyorum fakat mevsim normallerine uygun kıyafetim olmayışı burada kalışımı zorlaştırmaya başladı. fiktoş sağolsun, kendi çamaşırlarıyla birlikte benimkileri de yıkadı ama tek kazakla istanbul'da kar yağışına direnmek biraz hapşuruklu olmaya başladı.
neyse, ölmedim, çellocuğum'un da dediği gibi hala tek parçayım. merak eden varsa bi ses vereyim diye yazdım. hadin sağlıcakla...

12.01.2010

yecüc ile mecüc


ay ay ayyy! nasıl da güzeliz!

02:20


baykuş&seval+zekâi