11.07.2009

koli bantının dayanılmaz cartlayışı

bugün büyük gün! iş çıkışı (evet, cts katliamı amaçlı sözde yarım gün çalışma uygulamasına geçmiş bulunuyoruz, vatana millete hayrola) evin yakınında ne kadar bakkal-market varsa tek tek gidilip koliler istenecek, eve dönülecek, bu haftasonu kitaplar toplanacak, baykuş koleksiyonu ve evin muhtelif köşelerine saçılmış ufak tefekler paketlenecek. hafta içi de yavaş yavaş mutfak eşyalarına girişilecek, banyodaki ıvır zıvırla kıyafetler en sona kalmak üzere sırayla tüm eşyalara aynı işlem uygulanacak... nasıl da gözümde büyüyor anlatamam, nefret ederim taşınmaktan! nefffffffret ederim!..

haftaya cuma akşamına kadar toplanma işimi bitirmem gerek, paşamız dönecek. sonra da ...

sonra muhtemelen kavga edeceğiz. evliliğini edebiyle sürdürememiş adamın edebiyle boşanmasını beklemek evlenmemden daha büyük salaklıktı! kafama s*çayım... o gittikten sonra benim birkaç ay daha evde kalmam konusunda anlaşmıştık. küçük eskişehir seyahatim arkadaşa o kadar dokunmuş ki, hırsını izmir'e yalnız giderek alamayınca pzt akşam arayıp evden çıkmamı istedi. sanki rio karnavalına samba yapmaya gittim anasını satayım!.. rahat ve özgür bir hayat yaşamaya başlamak için biraz daha sabırlı olamaz mıydın, dediği anda kendimi kaybettim. 16 ayın suskunluğunun acısını belki 10 dakika bile sürmeyen bir telefon görüşmesinde çıkardım. ertesi sabah arayıp, akşamki konuşmanın yapılmamış sayılmasını istediğini, kendini yanlış ifade ettiğini, benim yanlış anladığımı söyledi. beni sevdiğini eklemeyi de unutmadı sağolsun. neye yarar? nasıl inanayım? neden inanayım? ne değişecek?.. hiç!

eşya toplamanın en sinir bozucu tarafı koli bantı ile gerçekleşen münasebetlerdir benim için. düz çizgi çekmekten aciz bünyem, o koca koca kolilerin bir ucundan diğerine de olması gereken yapışkan hattı döşeyemez bir türlü. açılıp iş çıkarmasın diye sağından solundan başka başka eğriler çizerim, kulaklarımda caaarrrrttttlarken koli bandının sesi, tüylerim saygı duruşunda bulunur. ucu es kaza elimden kaçsa kıvrılıp oraya buraya yapışır, ayırayım derken kopar, ordan kurtulur bacağıma yapışır... ay ayyy!

çocukluğumun tatlı cadı'sı samantha gibi burnumu oynatıp her şeyin birkaç saniyede toplanıvermesini istiyorum... bu arada, hazır burnum değmişken bir de ev yaratmak lazım tabi, nereye yerleşecek sonra o eşyalar?




bir cts bundan daha kötü geçebilir mi yahu?



9.07.2009

ben yazamazken, patron imdada yetişti!..

FALANCA BANKASI
FİNANSAL KİRALAMA
İSTANBUL
09/07/2009

İlgi: TIRI-VIRI A.Ş.’ nin Temerrüt Faizleri Hakkında


Sayın İlgililer;

Öncelikle mevcut ekonomik kriz ve aylık taksitlerdeki aksamalara rağmen söz konusu lising ödemelerimizin ana borçları tamamıyla Haziran 2009 tarihi içinde zorda olsa kapatılmıştır. İşbu vesile ile, şu iş sıkıntısı, tahsilat sıkıntısı ve kriz döneminde zorda olsa ana borcu kapatabildik. İyi niyetimiz ve bankanızla bundan sonraki çalışmalarda mutlu bir ilişki devam edebilmesi adına mevcut bekleyen temerrüt faizleri veya vergilerinde tarafımıza indirim yapmanızı ve ödeme kolaylığı göstermenizi rica ediyoruz. Bu vesile ile bu konuda yardımlarınızı bekler, gerekli kolaylığın gösterilerek bu dosyanın işlemlerini karşılıklı bitirmek isteriz. Bilgilerinize sunar, gereğini rica ederiz.

Saygılarımla,
TIRI-VIRI A.Ş.

burda kaşe var


TÜRKÇE GÜDÜĞÜ PATRON
ŞİRKET MÜDÜRÜ

***

evet, finansal kiralama yaptığı bankaya leasing yerine lising yazan, hayatı boyunca herhangi bir da ya da de' yi ayrı yazamamış, paragraf kavramından bihaber, bu vesileyle demeyi çok seven, dilekçeyi arz ederek değil rica ederek bitiren, kendisi duyduğu ya da okuduğu hiçbir şeyi ilk seferde anlamadığından karşısındakinin de anlamayacağını sanarak vurgulamak istediği konuları aynı cümleyle üçer beşer tekrarlayan, akıllara zarar, ömür törpüsü, yalaka seven... (ay dayanamayacağım!) salak bir patronum var!
rabbimden bana sabır vermesini rica ederim!!!

yazacak yerlerim ağrıyor...

gidebilenlerdenim, ama her şeyi bırakıp gidemeyenlerden bir gidebilenim. komik aslında, kalıp her türlü rezilliği çekenlerin bir üst modeli gibi. giden, ama gittiği yere yaşanmışlıkları da taşıyan cinsten. gidip de taşıdıklarıyla kendine yeni yeni YOKSUNlar yaratanlardanım. varlıklarıyla olmayı başaramamış ama yokluklarını da kabullenememiş bir istikrarsızım. iki dünya arasında sıkışmış şaşkın bir ruh gibi, kıyameti bekliyorum...
***
çok sessiz kaldım, keyfim iyice kaçık, son kavgayı ve sarfedilen çirkin sözleri yazıp da iç baymayayım dedim. bu sessizliği de kendime yakıştıramadığımdan, totocuğum'un bloguna daha önce yazdığım bi yorumumu buraya yapıştırıverdim. ne de olsa duruma uygun, yakın en azından.
gönderen: tembel baykuş

5.07.2009

eskişehir

iş bulmak dert olmasa buraya yerleşebilirim, denizi olmayan küçük bir istanbul modeli. daha sakin ama renkli, daha ucuz ama işte...

gitmedim izmir'e. ben perşembe günü evden ayrıldıktan sonra düşünmüş taşınmış, beraber gitmemizin uygun olmayacağına karar vermiş. o yokken gitmemi rica etti, ben de kabul ettim, buradaki misafirlik süremi uzattım. bu akşam dönüyorum, yarın işbaşı. ekm izne çıktı, 2 hafta yok, o dönerken ben kalan 1 haftamı kullanacağım, 1 ay görmemiş olacağım zat-ı şahanelerini. rahatlatıyor beni bu fikir. en azından kıvırcık'la rahat rahat çalışırız, kafamızı şişiren olmaz.

tuna kiremitçi müslüm baba'nın şarkısına film çekiyor burada. ıssız adam'daki kızla küçük kadınlar'daki çocuk dediler oyuncuları sorduğumda. porsuk'un kenarında cicili köprülerin, yürüyüş yolunun olduğu yerde ağaçlı yol boyunca pankartlar gerili, aybige ya habibi en ilgimi çeken. aybige hanım'ı ayartmaya çalışan erkek karakterin muhtelif dillerde yazdığı sevgi sözcükleri halkın da ilgisini çekti. yaz sıcağında, bir şehrin en işlek sokağında film çekmek zor işmiş, bilfiil takip ettim. telaş, koşuşturma, oyuncuya şemsiye götürün, biri su getirsin... aman makyaj, vay rüzgar çıktı saç bozuldu... karınca gibi çalışıyorlar. ben de günün o saatinde yapacak hiçbir şeyi olmayan ve düşünmesi gereken çok şeyi en azından pztye kadar düşünmemeyi tercih eden biri olarak oyalanmanın en iyi yolunu bir cafede oturup onları izlemekte buldum. bu sabah erken kalkabilsek, bar sahnesinde figüranlık yapmaya gidecektik ama zaten misafirliğimi 2 gün uzatmış olduğumdan arkadaşımla nişanlısını uyandırıp sete sürüklemeye yüzüm tutmadı :)

akşam rakı içmeye gittiğimiz 6-45 mey'de tuna kiremitçi arkadaşıyla demleniyordu. çok kilo almış, saçları uzatmış, ilk bakışta tanımak mümkün değil. vatan gazetesi'ndeki köşesine daha güncel bir fotoğrafını koyması hususunda kendisine yazmayı düşünüyorum. rakıları yavaş yavaş yudumlarken, kariyerinin en iyi döneminin kumdan kaleler zamanı olduğuna karar verdik, ama ne yalan söyleyeyim gamzeleri hala çok güzel.

buz devri 3, kaçırılmamalı derim başka bir şeycik demem. dün gece rakıdan sonra 00:15 seansına gittik. 3 boyutlu olmasına hiç değinmeyeceğim, ilk iki filmi izleyenler 3. filmin içinde olduklarını hayal etsinler. harikaydı. manny baba oluyor, telaştan eli ayağına misali hortumu bacaklarına dolanan, bebek mamut için buzdan heykellerle süslü oyun parkı yapan hevesli baba modeli. espriler eski filmleri aratmıyor ilk yarıda, ama asıl eğlence 2. yarıda başlıyor. jenerik bitmeden salondan çıkmayan benim gibilere tavsiyem, son yazılar kaybolana kadar gözlüklerinizi de çıkarmayınnnnn!

bu akşam dönüyorum, yarın görüşürüz.

zınk diye kestim ama, yazacak başka şey de gelmedi aklıma. hadin sağlıcakla...

2.07.2009

born to be single!

yaklaşık 1 saat önce karar onaylandı. 10 gün sonra adliyeye gidip kararın muhtelif bürokratik tasdikli-mühürlü vs versiyonunu alıp nüfusa götürünce, resmen bekar olacağım. kulakları çınlasın, eski şirkette bi şükü vardı, ankara'ya döneceğimi ve evleneceğimi duyunca herkes gibi o da şoka girmişti. kendisi 3 yıldır boşanmaya çalıştığı fakat asalak kocası her duruşmada pürüz çıkardığı için "kızım, saçmalama, aklını başına al. evlenmek kolay boşanmak zor, bulaşma bu işlere" demişti. o kadar da zor değilmiş be şükü, darısı başına ne diyeyim...
cts akşam izmir'e gidiyoruz. biz? evet, ben ve eski eşim :) ailesiyle vedalaşmak ve onlara yaşattığımız sıkıntılardan dolayı özür dilemek istiyorum. hiç üzmek istemeyeceğim çok değerli insanlar, en azından son kez görüp konuşmak istedim. pazar akşamı dönüyorum, pzt zaten işbaşı. netekim gidemedim bi yere ama ctsye kadar en azından yakın menzilli bi seyahat iyi gelir diye düşündüm. şu yazı bitsin, hızlı tren saatlerine bakacağım. istikamet eskişehir.
görüşürüz...