bugün büyük gün! iş çıkışı (evet, cts katliamı amaçlı sözde yarım gün çalışma uygulamasına geçmiş bulunuyoruz, vatana millete hayrola) evin yakınında ne kadar bakkal-market varsa tek tek gidilip koliler istenecek, eve dönülecek, bu haftasonu kitaplar toplanacak, baykuş koleksiyonu ve evin muhtelif köşelerine saçılmış ufak tefekler paketlenecek. hafta içi de yavaş yavaş mutfak eşyalarına girişilecek, banyodaki ıvır zıvırla kıyafetler en sona kalmak üzere sırayla tüm eşyalara aynı işlem uygulanacak... nasıl da gözümde büyüyor anlatamam, nefret ederim taşınmaktan! nefffffffret ederim!..
haftaya cuma akşamına kadar toplanma işimi bitirmem gerek, paşamız dönecek. sonra da ...
sonra muhtemelen kavga edeceğiz. evliliğini edebiyle sürdürememiş adamın edebiyle boşanmasını beklemek evlenmemden daha büyük salaklıktı! kafama s*çayım... o gittikten sonra benim birkaç ay daha evde kalmam konusunda anlaşmıştık. küçük eskişehir seyahatim arkadaşa o kadar dokunmuş ki, hırsını izmir'e yalnız giderek alamayınca pzt akşam arayıp evden çıkmamı istedi. sanki rio karnavalına samba yapmaya gittim anasını satayım!.. rahat ve özgür bir hayat yaşamaya başlamak için biraz daha sabırlı olamaz mıydın, dediği anda kendimi kaybettim. 16 ayın suskunluğunun acısını belki 10 dakika bile sürmeyen bir telefon görüşmesinde çıkardım. ertesi sabah arayıp, akşamki konuşmanın yapılmamış sayılmasını istediğini, kendini yanlış ifade ettiğini, benim yanlış anladığımı söyledi. beni sevdiğini eklemeyi de unutmadı sağolsun. neye yarar? nasıl inanayım? neden inanayım? ne değişecek?.. hiç!
eşya toplamanın en sinir bozucu tarafı koli bantı ile gerçekleşen münasebetlerdir benim için. düz çizgi çekmekten aciz bünyem, o koca koca kolilerin bir ucundan diğerine de olması gereken yapışkan hattı döşeyemez bir türlü. açılıp iş çıkarmasın diye sağından solundan başka başka eğriler çizerim, kulaklarımda caaarrrrttttlarken koli bandının sesi, tüylerim saygı duruşunda bulunur. ucu es kaza elimden kaçsa kıvrılıp oraya buraya yapışır, ayırayım derken kopar, ordan kurtulur bacağıma yapışır... ay ayyy!
çocukluğumun tatlı cadı'sı samantha gibi burnumu oynatıp her şeyin birkaç saniyede toplanıvermesini istiyorum... bu arada, hazır burnum değmişken bir de ev yaratmak lazım tabi, nereye yerleşecek sonra o eşyalar?
bir cts bundan daha kötü geçebilir mi yahu?