5.07.2009

eskişehir

iş bulmak dert olmasa buraya yerleşebilirim, denizi olmayan küçük bir istanbul modeli. daha sakin ama renkli, daha ucuz ama işte...

gitmedim izmir'e. ben perşembe günü evden ayrıldıktan sonra düşünmüş taşınmış, beraber gitmemizin uygun olmayacağına karar vermiş. o yokken gitmemi rica etti, ben de kabul ettim, buradaki misafirlik süremi uzattım. bu akşam dönüyorum, yarın işbaşı. ekm izne çıktı, 2 hafta yok, o dönerken ben kalan 1 haftamı kullanacağım, 1 ay görmemiş olacağım zat-ı şahanelerini. rahatlatıyor beni bu fikir. en azından kıvırcık'la rahat rahat çalışırız, kafamızı şişiren olmaz.

tuna kiremitçi müslüm baba'nın şarkısına film çekiyor burada. ıssız adam'daki kızla küçük kadınlar'daki çocuk dediler oyuncuları sorduğumda. porsuk'un kenarında cicili köprülerin, yürüyüş yolunun olduğu yerde ağaçlı yol boyunca pankartlar gerili, aybige ya habibi en ilgimi çeken. aybige hanım'ı ayartmaya çalışan erkek karakterin muhtelif dillerde yazdığı sevgi sözcükleri halkın da ilgisini çekti. yaz sıcağında, bir şehrin en işlek sokağında film çekmek zor işmiş, bilfiil takip ettim. telaş, koşuşturma, oyuncuya şemsiye götürün, biri su getirsin... aman makyaj, vay rüzgar çıktı saç bozuldu... karınca gibi çalışıyorlar. ben de günün o saatinde yapacak hiçbir şeyi olmayan ve düşünmesi gereken çok şeyi en azından pztye kadar düşünmemeyi tercih eden biri olarak oyalanmanın en iyi yolunu bir cafede oturup onları izlemekte buldum. bu sabah erken kalkabilsek, bar sahnesinde figüranlık yapmaya gidecektik ama zaten misafirliğimi 2 gün uzatmış olduğumdan arkadaşımla nişanlısını uyandırıp sete sürüklemeye yüzüm tutmadı :)

akşam rakı içmeye gittiğimiz 6-45 mey'de tuna kiremitçi arkadaşıyla demleniyordu. çok kilo almış, saçları uzatmış, ilk bakışta tanımak mümkün değil. vatan gazetesi'ndeki köşesine daha güncel bir fotoğrafını koyması hususunda kendisine yazmayı düşünüyorum. rakıları yavaş yavaş yudumlarken, kariyerinin en iyi döneminin kumdan kaleler zamanı olduğuna karar verdik, ama ne yalan söyleyeyim gamzeleri hala çok güzel.

buz devri 3, kaçırılmamalı derim başka bir şeycik demem. dün gece rakıdan sonra 00:15 seansına gittik. 3 boyutlu olmasına hiç değinmeyeceğim, ilk iki filmi izleyenler 3. filmin içinde olduklarını hayal etsinler. harikaydı. manny baba oluyor, telaştan eli ayağına misali hortumu bacaklarına dolanan, bebek mamut için buzdan heykellerle süslü oyun parkı yapan hevesli baba modeli. espriler eski filmleri aratmıyor ilk yarıda, ama asıl eğlence 2. yarıda başlıyor. jenerik bitmeden salondan çıkmayan benim gibilere tavsiyem, son yazılar kaybolana kadar gözlüklerinizi de çıkarmayınnnnn!

bu akşam dönüyorum, yarın görüşürüz.

zınk diye kestim ama, yazacak başka şey de gelmedi aklıma. hadin sağlıcakla...