17.07.2011

allahım bak ayıp oluyor artık...

sevgiliden kazığı yidim, ses etmedim...
param bitti, borç yapmaya başladım, bu da geçer çalışmaya başlayacağım günler yakın dedim...
anamgillen aramız iyice bozuldu, ha gayret bu evdeki son demler didim...
cep telefonum çalındı, tamam buna biraz ses etmiş olabilirim. ama biraz. haketmişti hem...
janis istanbul'a gitti, dozzycan sinop'a. yalnız kaldım, yapacak bi şey bulamayıp delirdim, haftaya da ben istanbul'a gidicem ne var, diye görmezden geldim...
telefon mevzusu yüzünden joaquin'e mail atmam gerekti, gelen cevap regards diye bitiyodu, sabrım taşmaya başladı...
götce bana amerikanyalarda bulup aldığı 4 yıldır dünyanın dört bi yanında aradığım parfümü bi yerde unutup kaybetmiş. bak önce sevindirip sonra üzüyosun, ses çıkarmıyorum...
şu günlerdeki tek dayanağım da dün arayıp kendince müjdesini patlattı, nasıl bi sinsiyim nasıl ikiyüzlüyüm onun adına sevinip kendi adıma üzülürken. birgün olacağını bildiğim ve hatta bir an önce olmasını umduğum şey sonunda olunca eşekten düşmüş karpuz gibi 10 parçaya dağıldım. şimdi mi olmalıydı yani, bu kadar üst üste mi gelmeliydi? delirmeli miyim sonunda, daha mı kolay olur ki hayat? allahım vallahi yetti gari! bu da can! sabrı var sınırı var... bu yazdığım kaçıncı bak, anlatamadım mı derdimi yoksa bir bildiğin mi var? kasap sevdiği postu yerden yere vurur diyeyse bunlar, sevme beni o kadar. bak zaten ramazan geliyor, oruç falan tutmam ben yaz günü. hava sıcak diye kıçım başım da açık geziyorum. makbul bir kul değilim, sevme beni, yerden yere vurma beni. yoruldum!

14.07.2011

eli hafif hırsız bey,
inşallah ingilizce-almanca-fransızca-flamanca bilen bir tek allahın kulu çıkmaz da o telefon elinde patlar. yok kırar türkçe program yüklerim dersen, inşallah telefona bağladığın kablolar cihazlar kaçak yapar da 220 voltu yersin taşakların kavrulur. ha alışkınım ben kazasız belasız atlatırım dersen kazanacağın o paraları yemek nasip olmasın, hastanelerde ambulanslarda sürüm sürüm sürün, yok azmeder yersen de sahte rakıdan zehirlen, kör ol hatta geber. daha alalı 1 sene olmamış caanım telefonumun hakkı götünden başından fitil fitil gelsin hayvanoğlu hayvan!
dün geceki kurbanın

11.07.2011

bu gugıl bence çok komik bi şey

annemin ismini aratınca görsellerde bunu buldum yahu!

10.07.2011

belki de inanmaya ihtiyacım vardı

ay lav yular havada uçuşuyordu ve ben, koca salak bir güzel inanmıştım ona. evet, inanmaya ihtiyacım vardı, kendimi tekrar değerli hissetmeye, beğenilmeye, özlenmeye... bazen bana mail atardı, sadece orada bir yerde beni düşünen birinin olduğunu bilmek bile çok güzel, diye. benim için de çok güzeldi. aslında bir ilişki yaşayıp da ağırlığını hissetmemek, sürekli ensemde olacak değil, ayda ya da 2 ayda bir görüşebileceğim, sevmenin de özlemenin de, beraber olduğumuz her anın da tadını çıkarabileceğim bir adamla olmak güzeldi. çok güzeldi be.

sonra bi gün bana bi mail attı, ispanya'ya dönüyorum diye. hem şaşırdım, hem de sevindim bunun bana nelere mal olacağını bilmeden.

şirketi zaten bi süredir başa baş götürdüğü maliyet hesaplarında yavaştan eksi bakiyeye kaymaya başlayınca hollanda ayağını kapatmaya karar vermiş büyük patronlar. sormuşlar buna, ispanya mı almanya mı, almanca öğrenmeye üşendiğinden ve memleketinin yemeklerini özlediğinden ispanya demiş. halt etmiş! sevinmekle ve desteklemekle ben daha büyük halt ettim tabi, o ayrı...

kurban bayramından bikaç gün önce taşındı ispanya'ya. önce murcia'ya gideceğini sanıyorduk, ailesi orada yaşıyordu ve ben kaynanafobik her türk kadını gibi lanetler okumaya başladım ailesinin yaşadığı bu şehre. sonra cordoba'da yaşayacağı kesinleşti, derin bi nefes aldım, oğğğğh beea dedim. ileride neler yaşayacağımı tahmin ederek ama yine de bilmezden gelerek...

fiktoş izinlerini güzel ayarladı, benden önce çıktı yola. carlos'la hollanda'da buluşup ispanya'ya geçtiler. nişanlı çiftimizin bikaç günlük ispanya turunu müteakip, cordoba'da buluştuk benim gelişimin ertesi günü. bu arada sıçtığımın cordoba'sına direkt uçuş olmadığını belirtmeden geçemeyeceğim. son gidişimde türk hava yolları'ndan malaga'ya gidiş dönüş ucuz bilet yakalamayı başardım ama ondan önce sabiha gökçen'den barcelona'ya, barcelona'dan malaga'ya (adına gülüp geçmeyin, antonio banderas'ın memleketi) aktarmalı uça uça kıçım çıktı. malaga dediğimiz yer de cordoba'ya arabayla yaklaşık 2 saat mesafede bi şehir. yani 2 sevgilinin buluşması çile bülbülüm çile! tabi araya hasret girince saatine çilesine falan bakmadan atlayıp gidiyorsunuz o ayrı. zaten daha havaalanında bekleyen kalabalığın arasında o kabak kafayla kırmızı yanakları görünce ne yorgunluk kalıyor ne bir şey...