10.07.2011

belki de inanmaya ihtiyacım vardı

ay lav yular havada uçuşuyordu ve ben, koca salak bir güzel inanmıştım ona. evet, inanmaya ihtiyacım vardı, kendimi tekrar değerli hissetmeye, beğenilmeye, özlenmeye... bazen bana mail atardı, sadece orada bir yerde beni düşünen birinin olduğunu bilmek bile çok güzel, diye. benim için de çok güzeldi. aslında bir ilişki yaşayıp da ağırlığını hissetmemek, sürekli ensemde olacak değil, ayda ya da 2 ayda bir görüşebileceğim, sevmenin de özlemenin de, beraber olduğumuz her anın da tadını çıkarabileceğim bir adamla olmak güzeldi. çok güzeldi be.

sonra bi gün bana bi mail attı, ispanya'ya dönüyorum diye. hem şaşırdım, hem de sevindim bunun bana nelere mal olacağını bilmeden.

şirketi zaten bi süredir başa baş götürdüğü maliyet hesaplarında yavaştan eksi bakiyeye kaymaya başlayınca hollanda ayağını kapatmaya karar vermiş büyük patronlar. sormuşlar buna, ispanya mı almanya mı, almanca öğrenmeye üşendiğinden ve memleketinin yemeklerini özlediğinden ispanya demiş. halt etmiş! sevinmekle ve desteklemekle ben daha büyük halt ettim tabi, o ayrı...

kurban bayramından bikaç gün önce taşındı ispanya'ya. önce murcia'ya gideceğini sanıyorduk, ailesi orada yaşıyordu ve ben kaynanafobik her türk kadını gibi lanetler okumaya başladım ailesinin yaşadığı bu şehre. sonra cordoba'da yaşayacağı kesinleşti, derin bi nefes aldım, oğğğğh beea dedim. ileride neler yaşayacağımı tahmin ederek ama yine de bilmezden gelerek...

fiktoş izinlerini güzel ayarladı, benden önce çıktı yola. carlos'la hollanda'da buluşup ispanya'ya geçtiler. nişanlı çiftimizin bikaç günlük ispanya turunu müteakip, cordoba'da buluştuk benim gelişimin ertesi günü. bu arada sıçtığımın cordoba'sına direkt uçuş olmadığını belirtmeden geçemeyeceğim. son gidişimde türk hava yolları'ndan malaga'ya gidiş dönüş ucuz bilet yakalamayı başardım ama ondan önce sabiha gökçen'den barcelona'ya, barcelona'dan malaga'ya (adına gülüp geçmeyin, antonio banderas'ın memleketi) aktarmalı uça uça kıçım çıktı. malaga dediğimiz yer de cordoba'ya arabayla yaklaşık 2 saat mesafede bi şehir. yani 2 sevgilinin buluşması çile bülbülüm çile! tabi araya hasret girince saatine çilesine falan bakmadan atlayıp gidiyorsunuz o ayrı. zaten daha havaalanında bekleyen kalabalığın arasında o kabak kafayla kırmızı yanakları görünce ne yorgunluk kalıyor ne bir şey...