26.02.2010

kim demiş işsizlik var diye!

aksine, işçisizlik var a dostlar. bakın şu ilana, sektörler kızışmış da birbirinden adam çalar olmuş artık. ben de derdime yanayım daha. tannesi, sen de yan anacım. demek ki biz bi boka yaramıyoruz, yoksa şu piyasada açıkta kalmak mümkün mü ayol?

İlaç Sektörü Deneyimli Bireysel Bnk. Satış Yön.
(Ref: ILAC-BPAZ)

İlan Tarihi: 26.02.2010

Şehir/Ülke: İstanbul (Asya), İstanbul (Avr.)

Personel Sayısı: 1

TEB - Türk Ekonomi Bankası

Genel Nitelikler:

Bankamız Bireysel ve İşletme Bankacılığı Pazarlama ve İş Geliştirme Bölümünde görev almak üzere,

  • İlaç sektörünün önde gelen firmalarında en az 4 yıl aktif satış mümessilliği deneyimi olan,
  • İlaç sektörüne ilişkin önemli ölçüde müşteri (doktor, eczacı, hastane çalışanı gb.) portföyüne sahip,
  • Pazarlama ve satış geliştirme konusunda gelişime açık,
  • Üniversite mezunu,
  • İyi düzeyde İngilizce bilen,
  • Analitik düşünebilen,
  • Takım Çalışmasına yatkın,
  • Erkek adaylar için askerliğini tamamlamış

Adayların başvurularını bekliyoruz.

İş Tanımı:

  • Sağlık sektörüne yönelik pazarlama-satış planı kapsamında satış planlaması ve saha organizasyonlarında görev alınması
  • İlgili ekiplerle koordinasyonun sağlanması

heheheheh... yaşasın, yeni eğlence buldum. ya , hergün geziniyorum ben bu sitelerde, arada böyle abidik ilanları size de göstereyim bari.

Ahçı / Aşçı (Ref: TI-FO74948)


Sosyal Sarımsak Gıda San ve Tic. Ltd. Şti.

İlan Tarihi: 26.02.2010

Şehir/Ülke: İstanbul (Asya)

Personel Sayısı: -

Genel Nitelikler:

İstanbul - Ataşehir 'deki merkez mutfağımız için ;

* Adana - Hatay - Mersin illeri doğumlu veya akrabalık ilişkileri olan ,

* Yörenin lezzetlerine ve yemeklerine hakim,

* Tercihen bayan aşçılar aranmaktadır.

hangi birine püsküreyim, bilemedim.

- sosyal sarımsak... sevgi kelebeği vardı eskiden.

- ahçı/aşçı... ah edin, yemek pişirin, paşa gönlünüz bilir.

- adana-hatay-mersin illeri doğumlu veya akrabalık ilişkileri olan... buna bi şey demiyorum bile.

ay siz beni güldürdünüz, allah da sizi güldürsün e mi!

evet, şimdi çok sık göremeyeceğimiz başka bi ilanla devam ediyoruz.

PATENLİ TANITIM ELEMANI
(Ref: AVM-02)

İlan Tarihi: 25.02.2010

Şehir/Ülke: İstanbul (Asya), İstanbul (Avr.)

Personel Sayısı: -

Pi Kare

Genel Nitelikler:

İstanbul'da AVM'ler de 07.02.2010-08.02.2010 tarihlerinde patenli tanıtım yapabilecek;

En az Lise mezunu,
İnsan ilişkileri ve iletişim becerileri yüksek,
Prezentabl, kendine özen gösteren
Pozisyonda deneyimli,
Takım çalışmasına yatkın,
Paten kullanabilen
Boy: min. 1.65 cm.
30 yaşını aşmamış,
Bayan

Takım arkadaşı arıyoruz.

İş Tanımı:

Dünya'nın önde gelen kozmetik firmalarından biri için, patenli tanıtım aktivitesinde görev alabilecek tecrübeli arkadaşlar arıyoruz.

NOT : FOTOĞRAFSIZ BAŞVURULAR DEĞERLENDİRİLMEYECEKTİR.

arkadaşım, ilan tarihiniz 25 şubat ama siz 7-8 şubat için eleman arıyosunuz bu biiiiiir. pozisyonda deneyimli demişsiniz, insan patenle tanıtımda ne kadar deneyimli olabilir, hani benim bi kere bile pateli tanıtımcı görmüşlüğüm yok, ki fink fink gezerim, bu ikiiiiiiiii. paten kullanamayan kaç salak avm orta yerinde yuvarlanıp kafayı gözü yarmayı göze alır da başvurur bu ilana? ayrıca paten kullanmayı bilmiyosa bu pozisyonda nasıl deneyimi olacak? bi de, boy sınırı koymuşsunuz. peki fotoğraf enden mi olsun boydan mı?

bugünlük bu kadar. ilanları izlemeye devam edin anacım.

25.02.2010

uyurdöver

sene 96... aylardan haziran... baykuş liseden mezun olurken (evet, kredili sistemdi ama o zaman da tembeldim, ocakta bitirme gereği duymadım), ardında; sevdiği arkadaşlarını, sevmediği derslerini ve nefret ettiği öğretmenlerini bırakıyor. allahım ne de çoktular! sevdikleri de, sevmedikleri de. ama en çok sevmedikleri.

okul, okul değil psikopat yuvasıydı sanki. zamanında (halamın falan zamanında, yaşı 60, varın siz hesaplayın) ankara'nın en iyilerindenmiş. tanıdığım son iyi eğitimciler ortaokul yıllarımda kalmıştı ama, ben liseye geçene kadar emekli olup gittiler. bizi de bi avuç manyağın ellerine bıraktılar.

emekli olmamakta direnen bi kızkurusu ingilizceci vardı, annemin de öğretmeniymiş. o zaman da kulak çimdiklermiş, eminim hala yaşıyordur, hala öğretmencilik oynuyordur ve hala çimdik atıyordur (kızlara!) bok sarısı saçları, pençe kıvamında tırnakları, altın yüzükleri, altın çerçeve gözlükleri ve boncuklu gözlük ipi şu satırları yazarken, daha 5 dk önce karşı kaldırımda rastlamışım gibi canlandı gözümde. brrrşş! diken diken oldum! ama size anlatacağım olay onunla ilgili değil.

ismini vermeyeyim ama dayanamayıp soyismini yazıyorum, x tiftik vardı, aynı zamanda müdür muaviniydi. tam bi manyak ve malesef yine tam bi kız öğrenci düşmanıydı. hem ortaokul hem lise hayatımızı cehenneme çevirmekle kalmadı, diplomamı almaya gittiğimde bile beni koridorda yakalayıp çemkirdi kaltak. hem de mini mini bebecikken korkudan bi yerlerimizi uçuklatan pörtlek gözlerini iyice aça aça. (aramızda kalsın, kaşlarını da bi boyardı ki, sinirlenip havaya dikti mi karşısında eli baltalı katil olsa altını doldururdu. ) neymiş, okula bu kılıkta gelinir miymiş? ulan manyak, mezunum ben alooooo! temmuz gelmiş, ankara cayır cayır yaniiiy, heralde askılı giyicem. saçımı istediğim gibi yaparım, tırnaklarımı uzatırım oje de sürerim, dövmem de görünebilir sana ne be? burda işim bitti, sen derdine yan! ama mevzu onunla da ilgili değil.

annemin ceset dediği bi tip daha vardı. bizimkiler bu zatı, bi sabah beni okula bırakırken, bahçenin etrafında akbaba gibi dolanır halde görmüşler. akşamına sordu annem, o ne biçim adam öyle, diye. kendi sigarası bittiğinde sınıflara baskına çıkardı. cep ara, mont ara, çanta ara, suç unsuru buldun mu? yapıştır osmanlı tokadını! mezuniyet balomuza gelmişti gece, bugün size kızmaya değil başarılar dilemeye geldim, dediğinde yuhalamışlardı. üzülmüştüm. derdim onunla da değil.

derdim naciye'yle! hani her okulun vardır ondan bi tane. yarım porsiyon ama fıkır fıkır... miniler... kırmızı ojeler rujlar... soruyu cevaplayan erkek öğrencilere, hele de az buçuk yüzüne bakılır gibiyse fingirdemeler, şuh kahkahalarla kafasını pışpışlamalar... yanlış cevap veren ya da hiç bi şey söyleyemeyen kızlara hakaretler, bazen bi şaplak falan, bilirlerse tepkisizlik... işte bizde de vardı ondan, naciye.

bi sene yaz tatilinde, olgunlar sokaktaki eski kitapçılara gidiyorum, naciye de karşıdan geliyor. ama naciye olduğunu anlamam için yanyana gelmem gerekti. çünkü, gölgesine kendisi gibi 3 naciye daha alabilecek genişlikteki şapkası yüzünü uzaktan seçilemeyecek kadar kapatmıştı. ip askılı, göğüs dekolteli, daracık, kısacık bi elbise giymişti. ki o yıllarda ip askılı atletler bile şehir içinde giyilmezdi. ayağında hasır platform topuklu keten ayakkabılar, kollar bacaklar bronz, elbisede gazulet gibi çiçekler... olgunlar sokak buram buram östrojen kokuyor! ilahi naciye, eteğimiz diz hizasındaysa saçımızı çeken sen değil miydin yahu?

dün gece, daha doğrusu bu sabah rüyamda işte bu naciye'yi gördüm, hayrolsun inşallah. ben kalabalık bi kaldırımda yürüyorum, bu zilli de karşımdan geliyor. burun buruna geliyoruz, ters taraftan yürüyor manyak ama gene kenara çekilip yol veriyorum. normalde durur, bi de kötü kötü bakarım ters yönden yürüyene, rüya işte. neyse, yol veriyorum ama yaranamıyorum tabi. naciye cırıl cırıl bağırıyor bana, arkamı dönüp gidiyorum, hala vikvik... bi hışım dönüyorum, ne bağırıyosun lan, diye. hocamsın diye yol verdim, geç git işte, daha ne bağırıyosun? naciye ters bi cevap veriyor, şimdi hepsi aklımda değil ama karşılıklı çemkirmeye başlıyoruz. en son dayanamıyorum, parmağımı sallıyorum tehditkar bi tavırla, kaşınma artık naciye, diyorum. tabi naciye uyuz, illa hart hart. bak yapma, diyorum, hala cırcır. sen misin susmayan? bi sağ, bam! bi sol, güm!

gözümü açtım, duvarın ta dibinde yatıyorum, dişlerim ve yumruklarım sıkılı ve iki elimin de kemikleri zonk zonk!

okul hayatımızın içine ettin hadi tamam, geçti, 14 yıl olmuş. ama bu kadar sene sonra güzelim sabah uykumdan, garibim elcağızlarımdan ne istedin lan naciye? layığını bulasın! allahından bulasın!

naciye kız, bak ne diycem, o senin giydiklerin var ya, şimdi günlük kıyafet, herkes giyiyo, senin bi hükmün kalmadı canım. ayrıca senin memelerin de sarkmıştır, benimkiler ve daha en az 18 milyon türk kızınınkiler hala dik. sen yaşlanıyosun, arkadan bissssssürüüüüüüü çıtır kız geliyo. çatla naciye, çatlaaaaaaa!


not: bi daha da rüyama girme, bu defa duvara çaktım uyandım ama gelecek sefer pis döverim!

ek: aradım, buldum. hala yaşıyo körolmayasıca. naciye feysbokta!

23.02.2010

haaadi eller havayaaaaaa


haniya da benim
kurşun geçir-me-yen göm-le-ğim
gömleğim
12.000$ imiş
isterse 20.000 ooooğlsun
neeeeeğyleyim
amaneyyyyyyy


***


di-şim-den tır-na-ğım-dan
ek-sil-ti-rim
eksiltirim
tayyibim'e en kralını
giydiririm amaneyyyyyy
do-lar-cık-lar yürüüüüüü
yürrrüüü dolar yürrrüüüüüüü
fistanını sürüüüüü
şimdi de geçti burdaaaan
suikastçinin biriiii


***


tay-yi-bim'in göm-leği bu-lıt-pu-ruuf
bulıtpuruuf
tayyibim'in o-ba-ma'dan neyi eksik
amaneyyyyy
do-lar-cık-lar yürüüüüü
iş-siz-le-riiiiiiğ sürrüüüüüüüüü
şimdi de geçti burdaaaaan
modacının biriiiiiiii


***


göy-ne-ğin kır-mı-zı-sı
hü-go ça-vez-deeee
kırmızı çavez'deyseeeeeee
deli-kanlığğğğğğğ nerdeeeeee
do-lar-cık-lar yürüüüüüüü
yürrüüüüüü dolar yürüüüüüüüüü
si-ti-liiiini sürüüüüüüüü
şimdi de geçti burdaaaaaaaaaaannn
liiiiderin biriiiiiiiiiiğğğğ


***
tayyibim'e beyazzzzzzz-dan baş-ka ya-kış-mazzzzz
de-niz fe-ne-riiiğneeeeee ampul ta-kıl-mağğğğzzzzz
yürü dolar yürüüüüüü
12.000'i sürüüüüüüü
şimdi de geçti burdaaaaaaaannn
ko-ru-ma-nın biriiiiiiiiiiğğğ...


hoppaaaaaaaa hadi oturmaya mı geldik ayollllllllllllll


şappi şappiiiiiiiii


.....


....


...




- devletlüm, vatandaş sokakta oynamaya başladı!
- heee, o zaman duralım hele!




terzi kendi söküğünü dikemez




bilinmeyen numaralar servisi haftada bi el mi değiştiriyor allasen? 118 diye başladı yıllar önce, hepimizin az çok işi düşmüştür. sonra sap taktılar, 118-11 oldu, zor ezberledim. hayır, gerizekalı olduğumdan değil, galiba bilgilerime fazla sadığım.


8 senedir falan görüşmediğim bi arkadaşım var, zengin bi çıtırla evlenmiş, mısır'a yerleşmiş, galiba geçen aydı bi de yavrulamış. bunlar ortak tanıdıklardan aldığım son haberler. neyse, dağıtmayayım konuyu. ben bi şeyi bi şekilde öğrenirsem, kafamdan atabilmek için beynimden enjektörle falan çekmek lazım. kızın telefon numarası ... 2XX 36 XX' di, sonra faturalarıyla başedemeyince o hattı kapatıp kontörlü aldı. o zamanlar şimdiki gibi gıçımızı sallaya sallaya operatör ya da tarife değiştiremiyoduk malum. ben 10 senedir çevirmediğim bu numarayı hala hatırlıyorum ama sonraki numarası neydi, allah bilir... ha çok mu lazımdı ezberlemek, telefon zaten isimle çağırınca kendi aramıyor muydu, bunlar konu dışı.


teyzem taşınalı ve ev telefonun numarası değişeli en az 5 yıl olmuştur, hala eskisi aklımda. hatta arabasının havalandırmasına yumurta döktüğüm çakma meşenin cep numarası bile teyzeminkine çok benzediği için ısrarla ezberimde duruyor. hazır bahsi açılmışken yazayım, belki canı sıkılıp uykusu kaçan dengesiz birileri okur da yazımı, arayıp taciz eder ehehehh. şaka şaka, yumurtayla rahatladım, abartmaya da gerek yok artık.


örnekleri çoğaltabilirim ama anafikirden uzaklaşmayayım şimdi. ne diyorduk, evet 118'in seyri... 118, 118-11 tamam bunu öğrendim, aa o da ne? "hayatım, 118'in yeni numarası neydi?" diyen adama cırlak bi kadın sesi "80, 118-80" diye cevap vererek şuurumu şaşırttı. ya da kadın sordu adam cevap verdi, her ne haltsa. üstüne hafta geçmedi, balık ayhan (ki o göbekle balık olamaz, deniz memelisi olur) üstünde 18 yazan cart eşekarısı sarısı tshirtiyle bize yeni numaranın müjdesini patlattı. 118, 118-11, 118-80, 118-18


ya iki dakka yerinizde dursanıza siz. reklam cıngıllarınızın olur olmaz anlarda aklıma gelip içimi daralttığı yetmiyor gibi, başımız sıkışıp arasak ulaşamıycaz da. 118'in nesi vardı da peşine nişanlı takip eden kardeş gibi taktınız o 11'i? madem taktınız, sonra niye değişti? sapığınız mı var, geceleri arayıp hızlı hızlı nefes mi alıyor? e tamam, haklısınız, ben de olsam benzer şeyler düşünürüm ama yeni numaranızın reklamını yapınca o sapık sizi yine bulmayacak mı yavrucuklarım? ayrıca, siz daha kendi numaranızı bilmezken, bizim sorduklarımızı nasıl bileceksiniz be?


resim bulayım diye gugıldatırken 118-24 diye bi şey de buldum, allah cezanızı vere!


kaynağa göre bu kadıncağız yarıştan önce mayosu yırtılınca çekilmek zorunda kalmış, yazık. umarım 118'in de dötünü göreceğimiz günler yakındır!

not: kaynak linki çalışmıyormuş ama düzenlemeye üşendim. merak edenler yırtık yazıp gugıldatsın, çıkıyo bi şekilde. hadin sağlıcakla...

22.02.2010

yeni yıldan isteklerim

biri garanti bankası'nın reklamlarını durdursun!!!