ah saba tümer ah!.. nereden nereye ha...
biliyosunuz reklamlarla aram pek hoş değil. az önce de bunu gördüm, kolumdan enseme ne kadar tüyüm varsa esas duruşa geçti.
zuhal topal'ı zaten sevmem. avrupa birliği'ne girelim diye neredeyse milletçe domalıp iffetimizden olacağımız şu dönemde, hala 50 sene öncesinin mahalle delikanlısı bilmem ne kültürünü öven, kurugürültüden başka bi şey olmayan, abartılı mimiklerle soytarılık yapılan, "sezonu tamamlamadan yayından kalksın allahım!" dualarımı süper zeki izleyici kitlesi sayesinde boşa çıkaran o dizide oynadığı yetmez gibi, gündüz kuşağında da evlilik programı sunarak çin işkencesinden sonra tarihteki en beter şey olma yolunda ilerlemekte. şimdi de patlak gözlerini belerte belerte, kollarını kaldırıp memelerini hoplata hoplata "ah hah hah hah hah hah hah hah haaaaaaaaa.... benim adım çalıkuşuuuuuuuğğğ!" olan şarkıyı modifiye etmiş, höykürerek söylüyor (ki şarkının orijinali yeterince ürkünçtü zaten)
bu arada aşık atışmasına gönderme yapan bi senaryo izliyoruz. zuhal böğrünüp dururken, saba karşısında sinirleniyor, eline geçen ilk şeyi (teflon tava) şöyle bi tarttığı sırada, ben de; acaba tavanın sapını gözüne mi sokacak yoksa tabanını doğrudan tepesine mi ekleştirecek, diye merak ediyorum. ikisi de olmuyor ve saba da hopurdayarak çığrınmaya başlıyor. saba'nın ah hahhları yükseldikçe zuhal sinirleniyor, arka plan çekimde elinde tuttuğu bıçağın parıldamasıyla gözlerimiz kamaşıyor. iyice heyecanlanıyoruz, hadi bakalım, mutfak meydan muharebesi ha başladı ha başlayacak derkeeeeennnnn... yaptıkları işin aslında ne kadar boktan olduğunu bilen ama yeni bi araba almalarını sağlayacak bankonotlara duyulan açgözlülükten (ekmek parası için demiyorum, zaten paranın gözüne vurdular artık) bu projeye hayır diyemeyen ikilimiz, sinirleri bozularak gülme krizine girip tezgahın üstüne yıkılıyorlar! final! şenpiliç! karılar şen şakrak ya, marka yüzü olmak da dikiş attıran cinsten iki kahkahaya bakıyor. andy warhol mu demişti, bi gün herkes 15 dakikalığına meşhur olacak, diye? e dolmadı mı bunların dakikası? hangi evrendeki zaman ölçüm sistemini kullanıyolar da bizim burda uzadıkça uzuyo o süre yahu? zuhal'den zaten eminim de saba da mı uzaylı? dünyamız neden tam yuvarlak değil de alttan üstten bastırılmış? bu basıklığın türk erkeğinin bastırılmış cinselliğini kadına şiddet olarak dışa vurumu üzerinde etkisi var mı?..
müsadenizle, daha fazla delirmeden temennilerimi sıralamak istiyorum.
allah layığınızı vere manyak karılar. inşallah devamını da çekersiniz de, o çekimlerde birinizin elindeki tava önce ocakta iyice ısınıp sonra öbürünün suratına yapışır, o koca şef bıçağı tutanın dötüne girer, mutfak tepenize yıkılır... fırından çıkan kızarmış piliçler canlanır, sizi set ışıkları tepenize düşene kadar kovalar. devrilen spotların camları kırılıp gözünüze falan batar, bu arada kablolar kopar elektrik kaçağı falan olur da birbirinize sarılmış kahkaha atarken devrilip üstüne düşer o piliçlerden daha çok kızarırsınız!
insanı zorla psikopat yapıyolar ya! ayıp ayıp!
