7.03.2010


kadın: bi gün kendi evim olursa, böyle büyük pencereleri olsun istiyorum. akşam işten döndüğümde,

sözü tatlılıkla kesen erkek: perdeleri açıp :)

kadın: önündeki koltuğa oturmak, ayaklarımı pufa uzatıp sokağı seyrederken bi duble rakı ya da bi kupa sıcak çikolata içmek istiyorum.

erkek: kiminle yapacaksın bunları?

yüzünde donan tebessümüyle kadın: muhtemelen yalnız yapacağım

erkek: ya!.. hiç boş yere heveslenme diyorsun yani?

kadın susar, susar, susar... ta ki aradan 1 hafta geçip erkekle rakı sofrasına oturana kadar.

o gece itiraf eder kadın, hayalleri olmasa erkeği hiç bırakmayacağını. itiraf eder, seneler sonra onun yüzünden ailesi olmamış erkek onu suçlarsa hesap verecek gücü olmadığını. kendi geleceğini şekillendirmeye çalışırken, başkasının hayatını altüst edemeyeceğini, kimsenin hayallerini elinden alamayacağını anlatır. erkek, beni ne zaman bırakacaksın, diye sorduğuna belki kadının cevap vermekle olduğundan daha pişmandır ama, söz ağızdan çıkmıştır bile, dönüşü yoktur. konu hiç açılmamış gibi kapatılır, kadehler tokuşturulur, son birer büyük yudumla kalkılır.

el ele geceye karışırlar. ayaklar biraz dolanır ama yüzler güler. o anda akıllardan neler geçtiğiniyse kimse itiraf etmez. söz ağızdan çıkmıştır bir kere ve dönüşü yoktur.