16.05.2012

ANATOLIA HAYVAN HASTANESİ'NDEN UZAK DURUN!

benim köpeğimin yaşadığı travmayı başka hayvanlar yaşamasın, hayvanlara kötü davranılırken sahipleri de ayak üstü soyulmasın diye, istanbul şaşkınbakkal anatolia hayvan hastanesi'nde yaşadıklarımızı elimden geldiğince çok insana duyurmak amacıyla bu yazıyı paylaşıyorum.



sizin ailenizin bir ferdi olan hayvanlar onlar için sadece para kaynağı. gerçekten ihtiyaç var mı yok mu düşünülmeden istenen tahliller yapılırken ölesiye korkutulan hayvanınız, geçirdiği operasyon sonrasında üst katta bulunan ameliyathaneden bulunduğunuz kata ensesinden ve bacaklarından tutulup karga tulumba taşınırken ve çığlıklar atarken aklınız başınızdan gidiyor. sedyeyi geçtim, en azından hayvancağızın kendine ya da çevresine bir zarar vermeden taşınmasını sağlayacak bir çarşafa yatırıp köşelerinden tutup kaldırmak da yok ama bu hayvan 41 kilo, kolayca taşınabilecek küçük bir yavru değil!


her şey pazar günü sahilde yürüyüş yaparken votka'nın sağ arka patisinin kesilmesiyle başladı. küçük bir kesik olduğu için önce önemsemedik, ayakkabı giyme şansı olmayan bu dört bacaklı çocukların patileri zaman zaman yaralanır berelenir ve onlar kendilerini yalayarak tedavi ederler. bu sefer öyle olmadı. bizim koca dana hareketli bir hayvan olduğu için yarası bir türlü kurumadı, tam kan pıhtılaşırken kalktı yürüdü balkona koştu, orayı burayı eşelemeye kaktı. sokakların ne kadar pis olduğu malum, sürekli açık yaranın yarattığı tehlikeler de öyle. tolga votka' nın ankara'daki veterinerine telefon ederek bizi tanıdığı güvenilir bir yere yönlendirmesini istedi. bize numarası verilen veteriner de kendi muayenehanesi karşıda olduğu için evimize de yakın olan anatolia'yı ve orada çalışan cerrah bir arkadaşını önerdi. cerrahla telefonda görüşüp derdimizi anlattık ve randevumuzu alıp hemen yola çıktık.

kliniğe ulaştığımızda votka çok sakindi, her zamanki merakıyla orayı burayı koklayıp geziniyordu. sonra veteriner doç. dr. cem perk geldi, votka'yı muayene etti. yara 24 saattir açık olduğu için intraket takıp kan alınması ve hemogram bakılması sonra da patiye dikiş atılması gerektiğini söyledi. aklı başında insanın bile korkacağı kola saplanan iğnenin ne olup bittiğinden habersiz bir köpeği ne kadar ürküteceğini bildiklerinden, kendilerini ısırmaması için ağızlık ve boyunluk takılmasını istediler. takılana kadar yaşanan terörü düşünün! 

kendini oradan oraya atan, canhıraş çığlıklarla kaçmaya çalışan, etrafı tanımadığı insanlarca sarılmış dehşet içinde bir can! sizin dostunuz, sabah akşam yürüyüşe çıkarmanızı bekleyen, vereceğiniz bir kap suyla bir tas mamaya muhtaç bir can, geceleri bacağınızı yastık yapıp uyuyan sabah uyandığınızda sizi sallanan kuyruğuyla selamlayan çocuğunuz... önce siz takmaya çalışıyorsunuz panik olmasın diye ama elbette kabul etmiyor, direniyor, siz kıyamıyorsunuz çekingen davranıyorsunuz, haliyle onlar işe el atıyorlar. en sonunda siz manzaraya dayanamayıp ağlayarak odadan çıkıyosunuz, döndüğünüzde çocuğunuzun ağzına ağızlık, boynuna boyunluk takılmış. artık ağzını açamadığı için havlayıp uluyamıyor ama inliyor, ağlıyor! yakalayıp patisini traş ediyorlar, intraketi takıp kan alıyorlar ve tahlil sonucunu beklemek üzere sizi orada öylece bırakıp çıkıyorlar! çocuğunuzun ağzı bağlı, kafasında boyunluk takılı, gözleri korkuyla büyümüş... 

bütün bu süreç boyunca ellerini önlüğünün ceplerine sokmuş, kayıtsız bir surat ifadesiyle dikilen doktor sadece teknisyen mi temizlik personeli mi olduğundan emin olamadığınız kişilere şunu şöyle bunu böyle yapmaları yönünde talimatlar verdi, bize de votka'ya da bok muamelesi yaptı, kan alımı bitince de elleri cebinde uzaklaştı.

beklerken ağızlığını ve boyunluğunu çıkartıp sakinleşmesi için sokağa çıkardık. 10 dakikada çıkacağı söylenen tahlil sonucunun gelişi uzadıkça uzadı. bu sürede anestezinin verilmesini istedik, zaten etkisini göstermesi için de beklenmesi gerekecekti ama sonuçlar ha geldi ha gelecek diye bekletildik. nihayet temiz çıkan tahlil sonucumuzdan sonra anestezi verildi ve votka kucaklanıp bir üst kattaki ameliyathaneye çıkarıldı. anestezinin etkisini göstermesi için bizim yanında olmadığımız allah bilir nasıl bir ortamda bekletildi. biz de aşağıda gergin bir şekilde beklemeye başladık. en sonunda önden bağırtısı geldi sonra da kucaklarda karga tulumba kendisi. 

anestezinin etkisinin geçmesi için bir odada beklemeye başladık. yarı sersem haliyle elimizi yaladı.  bu sırada bilgi vermek üzere doç. dr. cem bey tarafından iki kat yukarıdaki makam odasına çağırıldım. yine aynı surat ifadesiyle şöyle yapın böyle yapmayın talimatları sıraladı. bu arada dikişleri kendiliğinden eriyen iple değil sentetik iple attıklarını, bizi çarşamba günü kontrole beklediklerini, kontrole gittiğimizde de dikişlerin alınması için gün vereceğini söyledi. yani aynı binaya tekrar girilecek, aynı basamaklar çıkılacak, aynı odalara girilecek, aynı insanlar tekrar ona ellerini sürecekler, yine korkacak, yine ağzını bağlamak isteyecekler, yine daha çok korkacak! 

aşağı indim. oraya buraya çarparak da olsa yürümeye başladığında yeterince ayıldığına kanaat getirip orada daha fazla kalmamak için toplandık, tolga votka'yı kucağına alıp merdivenleri indi.  arabaya binip eve döndük. boyunluğu çıkarıldıktan sonra kendini yere atıp uyuklamaya başlayan votka'yı evde bırakıp eczaneye ilaç almaya gittim. döndüğümde halının bir ucuna çişini yapmış, bunun utancıyla da yatak odasının bir köşesine gidip büzülmüştü. kızmadığımı göstermek için çok sevdiği kemirme çubuklarından bir tane verdim, başını okşayıp yanaklarını çekiştirdim, halıyı silmeye gittim.

yaşadıklarından sonra votka koltuk arkalarına, yatak altlarına büzüşmeye, titremeye başladı. yüzünde sürekli endişeli bir ifade var ve iştah kaybı yaşıyor... hava almazsa yarasının geç iyileşeceğini söyleyip patisini açık bıraktılar, yerle temas etmemesi ve ıslanmaması gerektiğini de ekleyerek bize patik almamızı önerdiler. şimdi sokağa çıkacağı zaman votka patiğini giyiyor ama kavga dövüş! görür görmez ona ulaşmamızın zor olacağı bir köşeye kaçıyor, seve okşaya saklandığı yerden çıkarıyoruz. zorla patiğini giydirdiğimizde donup kalıyor, tasmasını takmamıza rağmen yerinden kıpırdamıyor. normalde tasmayı elimizde görür görmez koşarak gelmesi ve kapının önünde kıpır kıpır bekleyip aceleci sesler çıkarması gerekir. tasmasına kayışını da takıp "hadi oğlum" dedikten sonra isteksizce yürümeye başlıyor.


izmir'de yaşayan veteriner bir arkadaşımla görüştüm. bu tarz durumlarda (votka gibi mücadeleci ve güçlü ve fena halde korkmuş vakalarda) önce hayvana anestezi verildiğini, muayene ve gerekiyorsa tahlil işlemlerinin daha sonra yapılması gerektiğini anlattı.  hemograma (tam kan sayımı, kan değerlerinde bir düşüş olup olmadığını ve enfeksiyon kapıp kapmadığını anlamak için yapılıyor) hiç gerek olmadığını (intraket takımı 50tl, hemogram 50tl) çünkü zaten tedavinin devamı olarak antibiyotik verileceğini (verildi) anlattı. kendisinin aynı ırktan bir köpeğe (burada hayvanın kilosu arttıkça anestezi maliyetinin yükseldiği iddia edilmekte) bacağında atar damara denk gelen ve hayati risk yaratan büyük bir kesikle ilgili yaptığı anestezi-dikiş-pansuman-antibiyotik tedavisi için 100tl aldığını ekledi. şehirler arasında fiyat farkı olduğunu anlattı ama bu uçuruma mantıklı bir açıklama getiremedi elbette. veterinerler odasına şikayet edebileceğimizi söyledi ama fiyatlar için sadece taban ücretlerin altında işlem yapanlar hakkında yaptırım varmış, üst limit yokmuş. yani tuttuğuna geçir geçirebildiğin kadar. hatta bazı kliniklerde zorluk çıkaran hayvanların sahiplerinin faturalarının bir nevi intikam hırsıyla kasten yüksek tutulduğunu söyledi. dikkate alınabilecek tek şikayetimiz hayvana kötü muamele olurmuş. bu tarz şikayet durumlarında iş dönüp dolaşıp kişisel ilişkilere dayanıyormuş. yani çektiğimiz bu eziyet karşılığında muhtemelen elimiz kolumuz bağlı kalacak. ben de dilimi bağlayamayacaklarını düşünüp sizlere anlatmak istedim. çevrenizdeki hayvanseverlerle paylaşmanızı rica ediyorum çünkü patisi traşlanıp intraket takılan, alınan kanda hemogram bakılan, anestezi altında 3 dikiş atılan köpeğimin sağlığı için ödediğim bedel 550tl, bozulan ve ne zaman düzeleceği belli olmayan psikolojisinin karşılığı yok! 

burada size anlattıklarımın özetini dün akşam facebook üzerinden de arkadaşlarımın duvarlarında paylaşmaya başladım. 1 hasta bile kaybetseler benim için zafer sayılır. votka'nın gözlerindeki mutsuzluğun başka hayvanlara da bulaşmaması için elimden geleni yapmaya kararlıyım. istanbul veteriner hekimler odası'nı aradım, şikayet dilekçesini şahsen başvuru ile teslim etmemiz gerekiyormuş, yarın gidip savaşın yeni cephesini açıyorum. gelişmeleri yazarım.