başlığı yazınca aklıma geldi, refah partisi vakti zamanında istanbul'un fetih yıldönümü kutlaması diye 31 aralık akşamı bi spor salonu dolusu sempatizan ve seçmenle kutlama yapmıştı. ulen şu ülke neler gördü be...
neyse, ben kendi alternatif kutlama önerime geleyim.
şimdi, malumunuz 31 aralık sadece senenin değil, ayın da son günü. yani paracıkların suyunu çoktan çektiği, cüzdanın dibinin fena halde tuttuğu bi zamana denk geliyor. üstelik benim işsiz olduğum şu son aylarda vergi sistemimizde bi değişiklik de olmadıysa, zaten alınan maaş sene sonuna doğru küçülüp bıldırcın boyutlarına inmiş oluyor. velhasıl, kutlama yapmaya hiç de müsait bi gün değil! hele özel sektörde çalışıp, maaşını ayın son iş günü yerine müteakip ayın 5-6sı gibi alanların halini hiç sormayın.
azıtmamak suretiyle gece hayatını sevmeme rağmen, ben yılbaşında evde kalmayı tercih edenlerdenim. sebebi hem o gece fena halde kazıklanmaya duyduğum tepki, hem de it kopuk tabir ettiğimiz muhtelif canlıların sokaklarda ve giriş ücreti ya da fikis mönüsü ne kadar pahalı olursa olsun mekanlarda bi şekilde bulunarak terör estirmesi, tad kaçırması. neticede yeni seneye katil olarak girmemek gerektiğinden yakın arkadaşlarla uygun bi evde toplanıp, yer içer, muhabbetimi ederim.
bu seneyi de dozzy ile sonlandırmayı planlıyoruz. evde küçük bi çilingir sofrası, tv de geyik programlar, trt de süpriz yapıp 30 sene öncesinin nesrin topkapı kayıtlarını yayınlarsa değmeyin keyfimize! dansözsüz yılbaşı olmaz malum. gerçi bi de tombala ve doldurulmuş hindi teranesi var ama onlara yanaşmıyorum. bi kere tombala çok sıkıcı ve boktan bi oyun, ilaveten çocukluğumdan beri hep zorla oynatıldım ve hiç kazanamadım. bırak tombalayı, daha 1 tane çinkom yok. bu çinkoyu da nerelerinden buldularsa... neyse. hindiye gelelim, o koca hayvan kaç saatte pişiyo haberiniz var mı? yok mu? ben söyleyeyim, 6 saat ortalama süresi var. ona en iyi ihtimalle -1/+2 diyelim. hem çok zor bi şey hazırlaması. boynunun derisini çiz, boynu kopar ama içine elini sokacak yer aç bu esnada. sonra hayvancağızın hem boynundan hem kıçından elini sok, içini doldur. hem kes sen, öldür, ye, hem de namusunu ayaklar altına al. ayıp be, ayıp! bi de iç pilava illa fıstık ve üzüm koymazlar mı, deli oluyorum deli! ne işi var orda onların ya? canı fıstık çeken, üzüm çeken bira içsin, yanında istediği kadar yesin arkadaş. hatta yerfıstığı mekanlarından birine gitsin, fıstığın kabuklarını da yerlere atsın kimsenin gıkı çıkmaz. ama dolmalık şeylere sokmayın şunu yahu!
velhasıl, yarı geleneksel yarı teranelere dötüm dönülmüş şekilde gireceğim ben 2010'a. ha gireceğim de ne olacak, o ayrı. maksat gönüller bir olsun, muhabbete bahane. aslında dozzy'nin ertesi gün işe gitme derdi olmasa, benim de bu ay kredi kartım firedi kurugır gibi gelmese biz istanbul'a kaçıp sevgili e ile olmak istiyorduk ama kısmet değilmiş.
ve sadede geliyorum nihayet. dozzy de maaşını ertesi ayın 5 ya da 6sında alanlardan. e ben de iş-kur'dan maaşlıyım. netekim o akşam için bütçemiz epey kısıtlı. geçen gün plan yaparken konuşuyorduk, aklımıza bu geldi, ben de yazayım dedim. belki yandaş bulurum, belki feysboktan da 1.000.000 kişi toplarım ve bundan sonra yılbaşı 6 ocakta kutlanır. bok mu var arkadaşım tam 2009 senedir 31 aralıkta kutladık da ne oldu? ne geçti elimize bolca kırmızı dondan başka? bi de 6 ocağı deneyelim yahu, bakarsınız hoşumuza gider. belki yeni senenin kerameti hayatımızı şenlendirmek için o tarihi bekliyor? hiç mi düşünmediniz? 31 aralığı 1 ocağa bağlayan tam da o dakikada öptüğünüz kaç kurbağa prense dönüştü kızlar? tam o dakikada gördüğünüz kırmızı donların sahipleriyle bugün mutlu bi yuvanız var mı beyler? yeni yıla tuvalette ya da trafikte yakalananlar, sizin müteakip seneniz nasıl geçmişti peki? hadi hadi, nazlanmayın. sizin de hoşunuza gidicek biliyorum. gelin şöyle yamacıma, gelin kuzucuklarım gelin, korkmayın, ısırmam...
