13.07.2009

happy as a hippo

az önce sevdiğim filmlerden polly gelince'yi izledim. eski bi arkadaşımın tavsiyesiyle almıştım, polly'nin bana çok benzediğini söylemişti ve hararetle önermişti. bu polly denen deli karı sokakta yere düşürdüğü gofreti yiyecek kadar midesiz olmakla birlikte, evet, bana oldukça benziyor :) tabi bende plansız yaşama saplantısı yok, bi de berbat dans ederim (bu yüzden etmem)

neyse... happy as a hippo da filmden bi cümle. erkek kahramanımızın karısı, balayının ilk gününde, üryan gezen fransız bozması bi dalış hocasıyla fındık kırarken kocasına yakalanır. claude (üryan şahsiyet) durumu savunmak için bi hikaye anlatır: "bi hipopotam doğduğu zaman kendine bakıp 'aa, ben ne kadar da güzel bi hipopotamım' demez. kendine beyaz çizgiler çizer ve zebra gibi görünmeye çalışır, kimse inanmaz. kendine benekler yapar ve bi kaplan gibi görünmeye çalışır, kimse inanmaz. o zaman der ki; 'hey, ben bi hipopotamım!' ve o zaman dünyanın en mutlu canlısı olur. işte bu, hipopotam gibi mutlu olmaktır..."

ben hiçbi zaman zebra ya da kaplan olmaya çalışmadım (kedilere olan hayranlığım neticesinde biraz göz makyajı takviyesiyle kendimi güzel hissediyorum, o ayrı) hep hipopotamdım, hep de mutluydum. oramı buramı benden başka kimsenin göremeyeceği renklere boyayıp, beni olmadığım ve asla olamayacağım bi yaratığa çevirmeye çalışan adama aşık olana kadar! uyum sağlamaya çalıştım, ortada yürütülmesi gereken bi evlilik vardı ve ne de olsa yuvayı dişi kuş yapardı. sorun şu ki, bu cüsseyle ancak devekuşu olabilirdim ve devekuşları da.. evet, sempatik hayvancıklar, tamam, çizgi filmlere falan konu olurlar, çalar saat yutarlar vs. tabi bi de kafayı kuma gömme meselesi var. ama... yok yahu, ben yuva yapacak bi kuş değildim. hatta, iri kemikli olmamız dışında tek ortak yönümüz kafamızı kuma gömerek gerçeklerden kaçabileceğimizi sanmamızdı.

di'li geçmiş zamanı sevmezdim, ...dım diye biten cümlelerimin çoğu beni üzerdi. allah aşkına, son 1 senedir kurduğum tüm cümlelerde özlediğim şeyleri anlattım, buna kim dayanabilir ki? şimdi? şimdi yine di'li geçmiş zaman kullanıyorum, ama severek. çünkü başımı kaldırıp hayatıma baktım, olmam gereken yerde ve olmam gereken şekilde olmadığımı gördüm. makyaj sevmeyen o adam nasıl da boyamıştı elimi yüzümü, hatta ruhumu!

duş almayı severim, rahatlatır beni, hafifletir. bu defa biraz uzun kaldım suyun altında, duş almadım da, banyo yaptım diyeyim. bi iyi keselendim boyalar aksın diye. eh, o kadar sürtünmeye biraz canım yandı, 3-5 de kızarıklık oldu elbet. ama geçti. şimdi yine benim, o eski hipopotam. küfür dozunda standart sapmaları biraz yüksek olmakla beraber yine de kendini seven, yürümeyen bi şeyi sürüklemeye çalışıp kendini yormayan, hayatını sonradan ah ulen, keşke...'lerle kirletmeyecek, kahkahalarıyla duvarları sallayan, "insan seninle yaşlanmaz yahu" dedirten o mutlu hipopotamım. hep olduğum gibi...

hoşgeldim :)


NOT: malumunuz, savaş devam ediyor, dolayısıyla arada moral grafiğimde inişler olabilir, genel duruma etki etmeyecektir. ilgililerin nazar-ı dikkatini celbederim.
NOT 2: blogspot'taki 41. yazımmış, e hadi o zaman hep beraber: 41 KERE MAŞALLAH! TÜ TÜ TÜ TÜ TÜÜÜ!..