hava bugün iso'ya muhalif
26/3/2009 ·
adamcağız elinde kaynak makinesi, arkasında çırağı, çırak da kucağında koca bi kangal uzatma kablosu ve koruma gözlükleriyle kan ter içinde gelip bizim terasa konuşlanıyor. ne olduğunu çözemediğimiz 2 acaip tahtanın altına çakılı demirleri birbirine kaynaklayacak, muhtemelen ıvır zıvır taşımak için bi alet yapacak. fakat hava muhalefeti bugün iso'ya gıcık veriyor, iso ne zaman kaynağı açsa kokunun bizim odaya hücumunu müteakip yağmur indiriyor! iso kaynağı kapatıyor, gözlüğü atıyor, çırak kabloları tekrar sarıyor, içeri koşuyorlar. "bunlar burda dursun mu, yağmur dinince geliriz biz" deyip takım taklavatı benim masanın yanına yığıp gidiyorlar. yarım saatlik sağnak yağışın ardından hava hafiften açıyor, 5 dk içinde iso'yla çırak bizim katta bitiyor. kablolar açılıyor, gözlükler takılıyor, koku gelmeye başlıyor, yağmur iso'ya nanik yapıyor! aynı olay 5-10 dakikalık sapmalar haricinde 3 kere daha tekrarlanıyor, iso köpürüyor. sonuncuda kablolarını da gözlüklerini de alıp öyle gidiyorlar. bugün geri gelmezler artık.
26/3/2009 ·
adamcağız elinde kaynak makinesi, arkasında çırağı, çırak da kucağında koca bi kangal uzatma kablosu ve koruma gözlükleriyle kan ter içinde gelip bizim terasa konuşlanıyor. ne olduğunu çözemediğimiz 2 acaip tahtanın altına çakılı demirleri birbirine kaynaklayacak, muhtemelen ıvır zıvır taşımak için bi alet yapacak. fakat hava muhalefeti bugün iso'ya gıcık veriyor, iso ne zaman kaynağı açsa kokunun bizim odaya hücumunu müteakip yağmur indiriyor! iso kaynağı kapatıyor, gözlüğü atıyor, çırak kabloları tekrar sarıyor, içeri koşuyorlar. "bunlar burda dursun mu, yağmur dinince geliriz biz" deyip takım taklavatı benim masanın yanına yığıp gidiyorlar. yarım saatlik sağnak yağışın ardından hava hafiften açıyor, 5 dk içinde iso'yla çırak bizim katta bitiyor. kablolar açılıyor, gözlükler takılıyor, koku gelmeye başlıyor, yağmur iso'ya nanik yapıyor! aynı olay 5-10 dakikalık sapmalar haricinde 3 kere daha tekrarlanıyor, iso köpürüyor. sonuncuda kablolarını da gözlüklerini de alıp öyle gidiyorlar. bugün geri gelmezler artık.
bu olaydan neler öğrendik:
1- insanoğlu kıçını da yırtsa, içine de **çsa doğaya karşı durabileceği son nokta yağmurun başladığı andır!
2- her açık havaya çıktığımızda yağmur yağıyorsa, bize verilmek istenen deriiiin bir mesaj vardır. mesela dün gece banyo yapmayı unutmuş olabiliriz!
bu gördüğünüz bizim şirkette benim odamın olduğu kattaki tuvaletin fotoğrafı. aşağıda okuyacaklarınız da ne yazık ki şaka değil, bi tarafımdan falan uydurmadım. bu medeniyete ziyadesiyle uzak yeni yere taşındığımızdan beri dağ havası mı çarptı nedir, aramızdan biri hela kültürünü küllüm kaybetmiş. önce aha şu sağ yanda duran fotoğraftaki yazıyı yazdım ve astım. bu foto oynama işleriyle aram pek iyi değil, bugün çok işim olduğundan uğraşamadım küçültüp ekledim biraz bulanık çıktı, kusura bakmayın. okuyamayanlar için yazayım: SEVGİLİ KAT SAKİNLERİ, TUVALET FIRÇASI VE SİFONUN DİŞLERİ YOKTUR, ISIRMAZLAR, KORKMADAN KULLANABİLİRSİNİZ. ÇIKARKEN ARKANIZDA GÖRSEL MATERYAL BIRAKMADIĞINZDAN VE IŞIĞI KAPATTIĞINIZDAN EMİN OLUNUZ!!!
evet, eşşek kadar insanlarız (lafın gelişi tabi, yoksa biliyoruz ki aramızda **çtığını gönderemeyen bi deve de var) ve burası da okul değil işyeri tuvaleti, ayıp be!!! neyse, yazım pek çok geyiğe sebep teşkil etmiş ama nihayetinde bi müddet işe yaramıştı. sonra ofise yeni bi vatandaş geldi. sanırım şaka yaptığımı sandı veeee, her şeye baştan başladık! bugün elimi yıkamak için tuvalete gittiğimde haftanın 3. kakasını da görünce dayamadım ve bi mail döşedim, tüm ofise yolladım. okundu bilgileri gelmeye başladı, ben de bekliyorum ki olayın faili ne zaman okuyacak... ulen herkesten geldi bizim zıçanadam'dan ses yok! hayır gidip okudun mu diycem, ama maili okuyan herkes skypedan saldırıya geçti kim kim kim kim... başımın etini yiyorlar ve hepsinin gözü üstümde, fail aynen ayyuka çıkacak! ne yapsam ne yapsam derken ondan da iletim raporunu aldım da rahatladım :) aha bu da yolladığım mail
Sevgili kat sakinleri,
Hepimiz günde 10,5 saatimizi bu binada geçirdiğimizden bazı insani ihtiyaçlarımızı ortak kullanım alanlarında gidermek durumundayız. Bu alanların temizliği ile ilgili yaşanmış olan malum sıkıntılar sonucu bir yazı da hazırlanarak asılmıştır ancak aradan geçen zamanla yazının da etkisi hafiflemiş olacak ki son günlerde aynı sorun tekrar yaşanmaya başlamıştır. Takdir edersiniz ki, hiç kimse bir başkasının ardında bıraktıklarını görmek zorunda değildir.
Yaptığımız takipler sonucu olayın failini tespit etmiş bulunuyoruz ancak tuvaletten aceleyle çıkıp bıraktıklarını farketmiyor olması ihtimaline karşı ve çalışma ortamında rencide olmaması için bu defaya mahsus kimliği tarafımda saklıdır.
Sizlerden ricam, tuvaleti terk etmeden önce sifonu mutlaka çekmeniz ve su gidişi durduktan sonra geride kalan olup olmadığını mutlaka kontrol etmenizdir. Bu kadar açık yazmak zorunda kaldığım için hepinizden özür diliyorum ancak esprili imaları dikkate almayan bir kişi yüzünden yaşadığımız tatsız duruma artık son vermemiz gerekmektedir. Anlayışınız ve bundan sonra göstereceğiniz özen için hepinize teşekkür ederim. Herkese iyi çalışmalar.
Hepimiz günde 10,5 saatimizi bu binada geçirdiğimizden bazı insani ihtiyaçlarımızı ortak kullanım alanlarında gidermek durumundayız. Bu alanların temizliği ile ilgili yaşanmış olan malum sıkıntılar sonucu bir yazı da hazırlanarak asılmıştır ancak aradan geçen zamanla yazının da etkisi hafiflemiş olacak ki son günlerde aynı sorun tekrar yaşanmaya başlamıştır. Takdir edersiniz ki, hiç kimse bir başkasının ardında bıraktıklarını görmek zorunda değildir.
Yaptığımız takipler sonucu olayın failini tespit etmiş bulunuyoruz ancak tuvaletten aceleyle çıkıp bıraktıklarını farketmiyor olması ihtimaline karşı ve çalışma ortamında rencide olmaması için bu defaya mahsus kimliği tarafımda saklıdır.
Sizlerden ricam, tuvaleti terk etmeden önce sifonu mutlaka çekmeniz ve su gidişi durduktan sonra geride kalan olup olmadığını mutlaka kontrol etmenizdir. Bu kadar açık yazmak zorunda kaldığım için hepinizden özür diliyorum ancak esprili imaları dikkate almayan bir kişi yüzünden yaşadığımız tatsız duruma artık son vermemiz gerekmektedir. Anlayışınız ve bundan sonra göstereceğiniz özen için hepinize teşekkür ederim. Herkese iyi çalışmalar.
şimdi yine takipteyim, bakalım ilerleyen günlerde neler göreceğiz... kendi adıma hiçbir şey görmemeyi umuyorum, gelişmeleri aktarırım.
gözü toprağa bakan muhtarın seçim yarışındaki 18lik afişi
30/3/2009 · Kategori: ömür törpüleri
taşınmaya yatkın bünyem sağolsun, çok mahalle gezdim çok muhtar gördüm. bu kadar muhtar arasında 2 tanesi var ki hangi büyükbaş hayvan adıyla nitelesem kendilerini, hayvancıklara hakaret olacak. ilki bundan yaklaşık 19-20 sene önce yerleştiğimiz mahallenin muhtarı hüseyin bey amcadır. bu hüseyin bey amca, daha iskan icad edilmezden evvel bi mağaradan postunu, sopasını, taşını almış gelmiş buraya konduyu dikmiş. aradan zaman geçmiş, küçük insan toplulukları biraraya gelmeye başlamış, ilk keçi evcilleştirilmiş, yazı icad olmuş, demokrasi diye bi şey çıkmış şudur budur derken ilk yerleşik olmasının hatrına hüseyin amca da mahalleye muhtar olmuş. biraz kalıplı bi amcaydı, haliyle epey de ağır çektiğinden mütevellit kendisini bi daha o koltuktan kaldıramamışlar, netekim o gün bugün muhtarlığa devam etmekte. biz o mahalleden taşınalı nerden baksan 12 sene olmuştur ama ben hüseyin amca'yı biraz olsun tanıyosam hala türkçe öğrenemediğine, ayrıca 2 ileri 1 geri mehteran takımı misali yarısını küçük yarısını büyük harfle yazarak ikametgah doldurmaya ve mührü yanlış tarafa basmaya devam ettiğine adım gibi eminim.
30/3/2009 · Kategori: ömür törpüleri
taşınmaya yatkın bünyem sağolsun, çok mahalle gezdim çok muhtar gördüm. bu kadar muhtar arasında 2 tanesi var ki hangi büyükbaş hayvan adıyla nitelesem kendilerini, hayvancıklara hakaret olacak. ilki bundan yaklaşık 19-20 sene önce yerleştiğimiz mahallenin muhtarı hüseyin bey amcadır. bu hüseyin bey amca, daha iskan icad edilmezden evvel bi mağaradan postunu, sopasını, taşını almış gelmiş buraya konduyu dikmiş. aradan zaman geçmiş, küçük insan toplulukları biraraya gelmeye başlamış, ilk keçi evcilleştirilmiş, yazı icad olmuş, demokrasi diye bi şey çıkmış şudur budur derken ilk yerleşik olmasının hatrına hüseyin amca da mahalleye muhtar olmuş. biraz kalıplı bi amcaydı, haliyle epey de ağır çektiğinden mütevellit kendisini bi daha o koltuktan kaldıramamışlar, netekim o gün bugün muhtarlığa devam etmekte. biz o mahalleden taşınalı nerden baksan 12 sene olmuştur ama ben hüseyin amca'yı biraz olsun tanıyosam hala türkçe öğrenemediğine, ayrıca 2 ileri 1 geri mehteran takımı misali yarısını küçük yarısını büyük harfle yazarak ikametgah doldurmaya ve mührü yanlış tarafa basmaya devam ettiğine adım gibi eminim.
ilerleyen yıllarda taşınıp, muhtelif sebeplerle muhtarlığa gidip bilgisayar gördüğümde, hele bi de nüfus cüzdanı suretim yazıcıdan çıktığında gözpınarlarımdan süzülüveren iki damla yaşı hala hatırlarım...
tabi zaman bu, akmaya devam ediyor. gün oluyor, devran dönüyor ve kürkçü dükkanına dönen bendeniz hayatımın ikinci kabus muhtarıyla müşerref oluyorum. şehre yeni gelmiş olmam elimdeki nakil belgesine rağmen nedense muhtarın aklını bi karıştırıyor. kendisi 100 yaşını devireli uzuuun yıllar geçmiş olduğundan, kulaklarının işitmeyişini hoşgörüyorum ama ben aynı kelimeleri 20. defa bağırdıktan sonra nihayet duyduğunda, bu sefer de anlamaması beni hafiften geriyor. ya sabır, çekip devam ediyorum. aradan 15 dakika geçip de sokak adı ve apartman numarasında çok şükür mutabakata vardığımızda eski kiracıların taşındığına bizim de yeni malsahibi olduğumuza ikna edebilmek için yepyeni ve elbette zorlu bir mücadeleye girişiyorum. bu arada evli olmayıp aynı evde ikamet edişimiz muhtarın keyfini kaçırıyor, beni sabahtan beri ıvır zıvır için uğraştırıp bunu bir hamlede anlayıvermesi ayrıca takdire şayan. ve aradan zaman geçip de evlenmeye karar verdiğimizde muhtarın imzası olmadan gün almayı başarmamız ama nüfus dairesinde kendisiyle burun buruna gelip kendisini iplemediğimizi evrakları gözüne sokmak suretiyle (aslında tamamen masumane, iyiniyetli bir hareketti. malum yaşı biraz! ileri olduğundan gözleri uzağı pek seçemiyor) vurgulamamız savaşı iyice kızıştırıyor. mesela bir gün eşim gene gereksiz bi prosedür icabı ikamet mi ne almaya amcayı ziyarete gittiğinde ayaküstü birbirlerine giriyorlar, muhtarın torunu kavgayı ayırıyor...
gel zaman git zaman seçimler geliyor, her akşam kapımızda bir aday, ama bizim oyumuz camcıya. tüm adaylar sözbirliği etmiş (bunda muhtarın tozlu raflarında anti-numerolojik sıralanmış örümcek ağlarının sarıp sarmaladığı kayıtlardan her mahalleli gibi onların da bıkmış olmasının etkisi yadsınamaz) bilgisayarda kayıt tutmayı ve evrak işlerini hızla halletmeyi gündemin ilk maddesine koymuşlar. "artık yeter!", "umut'ta (umut vaadeden bi mahallemiz var) yenilik zamanı!" vb sloganlar havada uçuşuyor, ve hatta kapıda sırıtan muhtar namzetleri kendilerini tanıtırken bi noktadan sonra dayanamayıp "artık yeter ama ya..." diye kopuyorlar... bu arada mevcut muhtardan ses seda yok. eşim "allah allah, sonunda bırakıyor mu acaba?" diye sorunca kendisine muhtarın apartmanında asılı koca afişi göstererek hayallerinin üstünde tepinmek zorunda kalıyorum. " ... YARAR, YENİDEN ADAY!" slogana bak hizaya gel, gözünüz muhtar görsün breh breh brehh!.. 1 hafta sonra muhtar iyice abartıyor, afişi değiştiriyor. bu defa slogan yok; muhtarın resim icad edildiğinde yaptırdığı, kafasında hala saç varken ve üstelik bu saçlar hala siyahken görüldüğü bi poster var!!! kendisi ilk kavgamızda ellerini masaya vurup "ben bu mahallenin 40 yıllık muhtarıyım!" diye kükremişti, gördük ki doğruymuş. ama 40 yıldır 40 adım atmadım, kıçımı devirip yattım demeyi unutmuş şerefsiz! burada ressamın hakkını yememek lazım, nerden baksan 500 yıllık branda, hala yırtılmamış, renkler hala canlı ve muhtar ... yarar bey amcanın gözlerinden yaşam enerjisi fışkırmakta.
dün sabah erkenden kalktık, el ele verdik, muhtarı devirmeye gittik. kapının önünde adayların yardakçıları dizilmiş ellerinde oy pusulaları gelene geçene saldırıyorlar. hiçbirine yüz vermedik, gittik camcının pusulasından aldık, tam okula giricez ne görelim, bizim o gudubet muhtar çekmiş lacileri, damat traşı olmuş, kravat takmış, yüzünde katmer katmer güller açarak seçmenlerini karşılıyor! hiç prim vermedik tabi, gittik camcıyı oyladık, evimize döndük. çıkarken okulun kapısından bi ambulansın girdiğini gördüm, sevindim, "muhtarın kalbi strese dayanamadı, helvasının kokusunu alıyorum muahahahahahahaa..." derken baktım yaşlı bi teyzeyi sedyeye atmış götürüyolar, allah şifa versin.
bu seçimi de bi yolunu bulup kazandıysa, öbürüne çıkmaz son mührünü mezartaşına basar gibi bi umut içindeyim. muhtemelen mührünü de elinden alamazlar, giderayak devlete bi de yeni mühür masrafı çıkartır şerefsiz! neyse, hayırlısıyla bi gömelim de mührü de varsın onda kalsın. şurda 40 yıllık beladan kurtulmuşuz üçün beşin hesabını yapacak değiliz... zaten gelecek seçimlerde hedefimiz başka bi şehirde olmak. o zaman kadar da mümkün mertebe iş değiştirmemeyi ve nüfus cüzdanımı kaybetmemeyi planlıyorum.
emel sayın'ın rüyalar gerçek olsa diye bi şarkısı vardı.
6/4/2009 ·
dün gece o kadar abuk sabuk rüyalar gördüm ve o kadar tedirgin uyandım ki, aklıma geliverdi. ah rüyalaaaaaaarrrr diye tiz perdeden cır cır öten sesi de en az rüyalarım kadar rahatsız edici bence. uyanınca hemen kontrol ettim açıkta kalan bi yerim de yok ama... neyse, çok şükür uyandık bitti. devamlı kabus görmüyorum, eğlenceli rüyalarım da var elbette, mesela sarhoşluk rüyam. sarhoşluk rüyam dediysem itin duası kabul olsa gökten kemik yağarmış hesabı değil tabi. ben ne zaman sarhoş olsam (aslında çok nadir yamulurum, genelde ölçüyü şaşmam ama günümde değilsem hemencik ilk yudumda kafayı buluveririm. neyse efendim, zararsız bi sarhoşumdur, içip pisleşenleri de hiç sevmem, *ötümle değil ağzımla içerim, mümkün mertebe de *ötüyle içenlerle aynı masaya oturmam. içmenin de adabı olmalı) eve dönüşüm pek eğlenceli geçer. eve döndükten sonrası daha bi güzeldir. test ettim, onayladım, az sonra anlatacaklarım kesinlikle içilen miktardan bağımsız yaşanmaktadır. mesele şu, ben ne zaman içkili olarak eve dönsem ve hemen yatsam, yattıktan kısa süre sonra rüyamda kendimi lunaparkta görüyorum. ve başka bi alet kalmamış gibi gidip dönme dolaba biniyorum! e bokyiyen, ille de lunapark diyosan tamam, ama git korku tüneline gir, ne bileyim balık fanusuna çember geçirmeye çalış... komik aynalara bak, ne işin var dönme dolapta!!! peeeh, dinleyen kim... biniyorum dönme dolabaaa, başlıyorum dönmeyeeeee.... sonra öyle bi an geliyor ki uyanıyorum, fakat nasıl uyanmak oy oyy! boru gibi dümdüz yatmışım yatakla beraber fırıl fırıl dönmeye devam ediyorum, başım o kadar dönüyor ki tutabilene aşkolsun! ve kendimi yataktan aşağı yuvarlayıp (normal yollardan kalkmam mümkün olmadığından) akabinde sürünerek tuvalete gidiyorum, final anında içimde ne varsa aynen dışarı!
evet biraz iğrenç oldu ama neticede ters peristaltik hareket (yani kusmak. böyle yazınca daha az tiksinilebilir diye düşündüm heheh. gerçi açık adını da gene yazdım ama...) de sindirim sisteminin bi eylemi ve ortada bi kabahat varsa bu benim değil midemindir. dedim ya, test ettim öküz gibi içmekten kaynaklı bi mevzu değil, 2 şişe şarap yanına biraz ıvır zıvırla da (eski günler tabi, gençken biraz saçmaladığımı kabul ediyorum, içkileri karıştırmaya kesinlikle karşıyım artık) dönme dolaba bindim, 1 bardakçık birayla da... hatta bi defa formumun doruğunda süngerleştiğim bi akşam uzandığım anda yatak dönmeye başlayınca hemen dikeldim, gecenin 3ü, ses çıkarmadan nasıl oyalanır insan? biraz kitap okudum, sonra elime geçmiş haftasonunun bulmaca ekini aldım ve 2 saate yakın debelendim. sonuç: en temiz sarhoşluk gecemdi. mükemmel :)
netekim benim için içmenin adabı olduğu gibi, sonrasında uyumanın da var. bu kepazelik reflüden mi acaba diye merak etmiyo da değilim hani...
6/4/2009 ·
dün gece o kadar abuk sabuk rüyalar gördüm ve o kadar tedirgin uyandım ki, aklıma geliverdi. ah rüyalaaaaaaarrrr diye tiz perdeden cır cır öten sesi de en az rüyalarım kadar rahatsız edici bence. uyanınca hemen kontrol ettim açıkta kalan bi yerim de yok ama... neyse, çok şükür uyandık bitti. devamlı kabus görmüyorum, eğlenceli rüyalarım da var elbette, mesela sarhoşluk rüyam. sarhoşluk rüyam dediysem itin duası kabul olsa gökten kemik yağarmış hesabı değil tabi. ben ne zaman sarhoş olsam (aslında çok nadir yamulurum, genelde ölçüyü şaşmam ama günümde değilsem hemencik ilk yudumda kafayı buluveririm. neyse efendim, zararsız bi sarhoşumdur, içip pisleşenleri de hiç sevmem, *ötümle değil ağzımla içerim, mümkün mertebe de *ötüyle içenlerle aynı masaya oturmam. içmenin de adabı olmalı) eve dönüşüm pek eğlenceli geçer. eve döndükten sonrası daha bi güzeldir. test ettim, onayladım, az sonra anlatacaklarım kesinlikle içilen miktardan bağımsız yaşanmaktadır. mesele şu, ben ne zaman içkili olarak eve dönsem ve hemen yatsam, yattıktan kısa süre sonra rüyamda kendimi lunaparkta görüyorum. ve başka bi alet kalmamış gibi gidip dönme dolaba biniyorum! e bokyiyen, ille de lunapark diyosan tamam, ama git korku tüneline gir, ne bileyim balık fanusuna çember geçirmeye çalış... komik aynalara bak, ne işin var dönme dolapta!!! peeeh, dinleyen kim... biniyorum dönme dolabaaa, başlıyorum dönmeyeeeee.... sonra öyle bi an geliyor ki uyanıyorum, fakat nasıl uyanmak oy oyy! boru gibi dümdüz yatmışım yatakla beraber fırıl fırıl dönmeye devam ediyorum, başım o kadar dönüyor ki tutabilene aşkolsun! ve kendimi yataktan aşağı yuvarlayıp (normal yollardan kalkmam mümkün olmadığından) akabinde sürünerek tuvalete gidiyorum, final anında içimde ne varsa aynen dışarı!
evet biraz iğrenç oldu ama neticede ters peristaltik hareket (yani kusmak. böyle yazınca daha az tiksinilebilir diye düşündüm heheh. gerçi açık adını da gene yazdım ama...) de sindirim sisteminin bi eylemi ve ortada bi kabahat varsa bu benim değil midemindir. dedim ya, test ettim öküz gibi içmekten kaynaklı bi mevzu değil, 2 şişe şarap yanına biraz ıvır zıvırla da (eski günler tabi, gençken biraz saçmaladığımı kabul ediyorum, içkileri karıştırmaya kesinlikle karşıyım artık) dönme dolaba bindim, 1 bardakçık birayla da... hatta bi defa formumun doruğunda süngerleştiğim bi akşam uzandığım anda yatak dönmeye başlayınca hemen dikeldim, gecenin 3ü, ses çıkarmadan nasıl oyalanır insan? biraz kitap okudum, sonra elime geçmiş haftasonunun bulmaca ekini aldım ve 2 saate yakın debelendim. sonuç: en temiz sarhoşluk gecemdi. mükemmel :)
netekim benim için içmenin adabı olduğu gibi, sonrasında uyumanın da var. bu kepazelik reflüden mi acaba diye merak etmiyo da değilim hani...


