12.06.2009

bikaç gündür hera'nın blogunda kaynatıyoruz, seval'in ümit besen dinlemesi falan, bu sabah bi baktım, beklenen gerçekleşmiş ve seval bizi basmış! pis dedikoducular demiş, ben de cevap yazdım. bi de baktım, kendimi kaybetmişim, bugünlerde yazmaktansa yorumlamak daha kolay geliyor... tembelim evet, ama mazeretim var, elime böyle bi imkan geçmişken sonuna kadar kullanırım tembellik hakkımı :) fakat sayfada da bi yenilik gerek, ben sıkıldım hergün açıp aynı yazıyı görmekten, bari yorumumu buraya taşıyayım dedim. aha da taşıyorummmm
gerçek payı varsa (bu başlık)
dedikodu sayılmaz bu biiiiir...
ben pis değilim sadece dağınığım bu da ikiiiii...
bu yorumu bi yerden hatırlıycam ama, bu üüüüçççç...
ayçaaaaaaaaağğğğğğğ piş değilim benn piş değilimmmmmm...
seval yani, sevallllll piş değilim bennnnnnnn
oynatmaya az kaldı
doktorum nerde
ah hah hah hah haaaaaaaaaağğğğğ
bu da filmin finalinde hedefine ulaşamayıp gurur pozları takınan, mutlu numarası yapan kötü kadın kahkahası, kötü yola düşçem ya, ona istinaden peşin peşin atayım dedim. tüm mutlu yuvalı, yakışıklı kocalı kadınlarrrrrrrrr korkun ulen benden ah hah ha hah haaaaaaa
deli gömleğinde slim-fit bi modeliniz var mıydı? klasikler çok bol da... yok mu? hay allah... peki göğüs dekoltelisi? efendim? ne demek yok, olsa da sen o fındıktan hallice sembolik memelerle napacan abla dekolteyi? terbiyesiz! bi kere, her şeyin küçüğü sempatiktir... ayrıca, ayrıca abla da anandır... peki gömleğin rengine uygun krem rengi huni? ne biçim mağaza burası ayol, sorduğuma yok diyosunuz? bu kriz ortamında, rekabet almış yürümüş, sizde hala tık yok... ondan boş tabi mağaza.... nasıl? mağaza değil mi? peki şu kenarlardaki kabinler neyin nesi cicim? duvarlarda retro bi dokunuş var, minder kaplı düğmeli falan... (ah hah hah hah haaaaa) aaaaa, noluyo be, attınız beni kabine verin madem iki gömlek deneyeyim... aa kapı açılmıyo?
*** yayında ve yapımda emeği geçen herkese teşekkürler, alkışlarınızla varım... mujuk cicilerimmmmmmm, ah hah hah hah haaaaaaaaa...
işte durum böyle arkadaşlar, hafiften bozdum ayarlarımı. dün akşam eve gittim. abimlerde rahat edemedim bi türlü, sağolsunlar çok iyi karşıladılar beni ama... olmadı işte. sanki devamlı beni mutlu etmek için bi şeyler yapmaya çalışıyolar gibi hissettim, ayrılık insanı alıngan mı yapıyo nedir... eve döndüm, zaten oturup boşanma protokolümüzü yazmamız gerek, eşyalarımı toplayıp kutulara doldurmam gerek, vs vs. gergindim gün boyu. bizim ekm (evde kalmış müdür, ulan ne şanslı olduğunun farkında değil ha, derdi zoru bi herif 2 de bebe sahibi olmak, salak şey!) sabahtan bi elektrik fırtınası modunda geldi, yaydı ortalığa pis bi enerji, s*çtı günümüzün içine. akşam eve gidecek olmanın verdiği huzursuzlukla birleşince günün kalanında neler ettiğimi bi hayal edin...
neyse, gittim eve. kariyer.nete gireyim, cv güncellemesi yapayım, ilanlara bakayım diye bilgisayarı açtım ki... tertemiz! galiba son fotoğraflarımı da sildikten sonra çamaşır suyuyla por-çöz falan dökmüş üstüne, hiç iz kalmasın diye. nasıl olduysa, bi tane kalmış. geçen bayram izmir'de küçük park'ta bi yerde okuldan iki arkadaşı ve ben maymun bi poz vermişiz, onu silmeyi unutmuş. boşanmak üzere de olsak, o hala benim eşim, yardım dayanışma.. bunlar hala vazifem dedim, yarım kalan işini ben tamamladım, o fotoyu da ben sildim. o kadar sinirlendim ki, eve geldiğinde ne bekliyordu bilmiyorum ama beni o halde bulduğuna çok şaşırdı. önce uzun uzun sustuk, sonra dayanamadım fırçaladım, ben çıkıp gidince ilk anın heyecanı ve gerilimiyle yapmışmış, özür diledi. neye yarar ki?.. kızgınım hala... konuşulması gereken hiçbir konuyu konuşmadık, aslına bakarsanız hemen hemen hiç konuşmadık. işi vardı biraz, bu ara yoğun, o çalışmaya başladı, ben lost sezon 5i bitirmek için bi gayret oturdum ama yorgunluktan uyuyup kalmışım koltukta. beni uyandırıp yatak odasına yolladı, yatağın altındaki bazadan bi yastık, bi çarşaf bi de kendinden kılıflı yorgan çıkarıp verdim, küçük odadaki kanepeye gitti yerleşmeye.
sabah yorgun kalktım. bitmemekte direnen lavaşlara iki dürüm yapıp tost makinesinde ısıttım. birini ona bıraktım, diğerini sarıp çantama attım ve işe geldim. günüm nasıl geçecek bilmiyorum ama içimden bi ses, yine pek tadım olmayacağını söylüyor...
herkese güzel bi gün dilerim. yayınımıza gelişmelerle devam edeceğiz...