sokağımızdaki parkta yeni bi imparator var iki gündür. eskiden her mahallenin bi delisi bi de çeşmesi olurmuş ya, artık mahalle halkı diye bi kavram kalmadığından (hatta aynı apartmanda yaşayanların bile komşusundan selamı esirgediğinden) mahallenin delisi de yok. hep merak ederim nereye gitti bu deliler diye… delilerin yeni versiyonları imparatorlar. kocamın yakıştırması bu da, “bambaşka bi dünyada yaşıyorlar ve o dünyanın imparatorları onlar” der hep. parkın imparatoru çok yaşlı, el arabası var yanından ayırmadığını tahmin ettiğim. dün arabasında sandalye ve giysiler vardı, bu sabah içlerinde ne olduğunu anlamadığım torbalar ve yine giysiler… o yaşta bi adamın sokaklardaki bu kimsesiz ve kimsesizliğin tüm getirilerini taşıyan hali içime dokundu. kendi farkında mı acaba? biliyor mu kötü durumda olduğunu, insanların ondan belki korktuğunu belki tiksindiğini… arayanı soranı, çoluğu çocuğu yok mudur mesela, yıllardır banka kapısından adım atmadığı için biriken emekli maaşı… yok mudur?
akşamları dolmuşa binip eve gitmeden önce hale giderim alışveriş yapmaya. orda da var bi tane, daha çok genç belki 30larında, ama çok korkunç. onu görünce genelde karşı kaldırımdan geçerim. simsiyah saçı-sakalı karman çorman, teni belki hep sokakta olmaktan belki kirden oldukça esmer. üstünde aylardır yeşil parkası, çatal çatal sesiyle sürekli bi homurtu halinde anlaşılmaz kelimeler sıralayıp durur. ne zaman görsem kızgın, ya da sesinin bozukluğu bana bunu hissettiren. geçenlerde kayboldu ortadan, bikaç gün görünmedi. sonra bi geldi ki, kafası yüzü traşlı, rengi de biraz açılmış. artık polis mi zabıta mı kim yaptıysa hem ellerine sağlık, hem de neden geri getirip bıraktılar ki sorumsuzlar gelgiti içindeyim. yok mudur bu insanları alıp götürüp bakacakları, temiz tutup karınlarını doyuracakları bi yer?
sabahları geç kalıp kalmadığımı anlamamı sağlayan saat-kerterizlerim var. (denizcilerin aksine, bulunduğum yeri gayet net biliyorum ama derdim zamanla) mesela bizim üst katın hangi dairesinden çıktığını bilmediğim 2 suratsız genç kadın var, bi okul servisine binip gidiyorlar. eğer onlarla aynı zamanda çıkıyorsam apartmandan, geç kalmışım demektir.
karşı sırada 6 bina yukarda, yani ölüm yokuşunun başlangıcında yolun sağında bekleyen bi kadın var. aslında parkın üstünü kesen küçük sokak müsvettesi yoldan yürüyerek geliyor ama orası servisinin güzergahı değil. neyse, bu kadın hala servisi bekliyorsa benim zamanlamam iyi demektir, ben yokuşu çıkmaya başlamışken servis gelip de onu alır ve benim nefesim yavaş yavaş kesilmeye başladığında yanımdan kuvvetli bi motor sesiyle geçip giderse o gün geç kalma ihtimalim kuvvetlidir. bu arada, kadının biraz pasaklı ve uyumsuz giyindiğini eklemeden geçemeyeceğim.
sonra, dökünük çocuk var, muhtemelen 26-27 yaşlarında ama saçları epey seyrelmiş. aynı duraktan dolmuşa binip aynı yerde servis bekliyoruz. onun servisi biraz düzensiz, kendisi de. bu sebeple dökünük çocuk benim için sağlıklı bi gösterge değil.
yine aynı duraktan bindiğimiz gözlüklü adam var, sayemde yolda kitap okuma alışkanlığı edindiğini düşünüp kendi kendime şişiniyorum. eğer onunla aynı dolmuştaysak, geç kalma derdim yok demektir.
dolmuştan inip meydana doğru yürümeye başladığım yerin karşı köşesinde sağdan 2. dükkan, nemrut hırdavatçı amcanın ekmek teknesidir. amca ben geçerken kepenkleri yeni açıyorsa sorun yok, kapısının önünü süpürmeye başladıysa servis muhtemelen geldi ve beni bekliyor, temizlik bitmiş de mallarını kapının önüne dizmeye başlamışsa çok gecikmişsin koş kızım baykuş!
yürüdüğüm ara sokakla caddenin kesişimindeki gözlemeci teyze kışın iyi bi göstergeydi, havalar ısındığından beri erken gelir oldu. artık ona bakarak zaman tahmini yapmıyorum ama sayesinde çok sabah doymuşluğum vardır. benden beter olmasın, biraz çenesi düşüktür. her gece 2 de kalkıp hamur mayalayıp tekrar yattığını, sabah 5 gibi kalkıp günlük 80 gözleme pişirdiğini ve değişmez köşesine geldiğini, 9dan önce bitirip gitmesi gerektiğini yoksa zabıtanın kızdığını, bi de kaynatılmış maydonoz suyunun kadın sağlığı için çok faydalı olduğunu anlatıvermesi 2. alışverişime denk gelişti galiba...
peki neden bunlarla uğraşacağıma saat kullanmıyorum? kullanmadığımı da nereden çıkardınız yahu? eski işim sayesinde epey saat sahibi oldum, oldum ama, her saatin hikayesini biliyorum, zaten çoğunu beraber yaşadık. her sabah insanlar yerine onlara bakarak size ne anlatabilirim ki?
