5.06.2009

tadım olmayınca

yazamıyorum da... iki gündür keyifsizim. hera için bi yazı yazmaya başladım, uzadı da uzadı destan oldu mübarek ama bitiremedim... ilhamiciğimden yardım istedim, sağolsun kırmadı beni ama ben gene de yazamadım. içimden gelmedi mi çıkmıyor işte. çıkan var da, neşeli değil pek.
tadım kaçık çünkü gucamlan bu ara iyi değiliz. bikaç gündür evde gereksiz bi gerilim var. bunda fayans ustasının geleceği akşam, 1 senelik bıkkınlık neticesinde alttan almaya boşverdiğim bi mevzuda dişlerimi göstermiş olmamın katkısı var mıdır bilemiyorum. varsa da iyi yapmışım dişlerime sağlık! haketmişti...
hep kadınları suçlarlar, sevgilisini ya da eşini değiştirmeye çalışıyor, her şeyine müdahele edip bıktırıyor... e adam da sonunda kaçar tabi, onu olduğu gibi kabul eden birini bulur... diye. b*k yemeyiniz efendim, aynısını erkeler de yapıyor işte. beni olduğum gibi kabul edecek birini aramak ya da bulunca duygusal bağ kurmak niyetinde değilim, yanlış anlamaya meyledenler banyoya kadar yürüyüp yüzlerine bi su çarpsın, gelsin.
nedir yani bu şimdi? sen bana olanca deli halimle aşık ol, güçlü kadın isterim de, kendi ayaklarının üstünde kimseye ihtiyaç duymadan duruşuna hayranım de, yaptıklarıma bayıl, blogumun hastası ol... düzenimi boz, tam işimi gücümü yoluna sokmuşken borçlarım kapanmış elime adam gibi para geçmeye başlamış, hayatım rayına oturmuşken her şeyin içine et, beni bu yaşımda sıfırdan başlamak üzere allahın ankarasına getir. evlendikten sonra da hanım hanımcık, paylaşım pıtırcığı, her haltı alttan alan attığı adımı haber veren, evden işe bi hayat süren, kocasının dibinden ayrılmayan ve bundan kati surette şikayetçi olmayan ve bütün bu koşullarda mutlu olabilecek bi kadın yaratmaya çalış! bu arada bloguma karış, arkadaşlarıma b*k at, istanbul'la iplerimi koparmaya çalış ve kabul ettirebildiklerinle hiç yetinmeyip hep daha çok iste! yeter be!
evet, aşık olduğum adamı öldürmenin hayalleriyle yaşadığım dönemlerden birindeyim ama bence hiç de haksız değilim. bunları onunla konuşmak yerine size yazıyorum çünkü laftan anlamıyor, 1 seneyi geçtik uzlaşamıyoruz. ben sonunda dırdırından bıkıp tamam be, tamam diyorum, gittiği yere kadar idare ediyorum... gibi bi düzen kurmuştuk, bozdum şimdi düzeni. hoşuma gitmeyen şeyi eşim bile olsa başkasının gönlü olsun diye yapacak, huzur bozulmasın diye haklı haksız her şeyi alttan alacak, gün boyunca aldığı nefesin çizdiği çubuğun hesabını verecek, önemli önemsiz her kararda birilerine danışacak, munis, sabır sınırları ölçülememiş bi kadın değilim, olmak zorunda da değilim. hiç olmadım, olmadığım halimle sevildim. ama şimdi o halimle seven adam deli fişek bi kadın istemediğini söylüyor bana! o zaman deli fişek bi kadınla evlenmeseydin demek istiyorum... tutuyorum hala... biriktiriyorum... ne zaman ve ne şekilde patlayacağımı bilmiyorum...
nefes alacak yerim olsun istiyorum, kendi başıma yapmayı sevdiğim şeyleri kendi başıma yapabileyim istiyorum, bi şeye heveslendiğim zaman "sen ne zaman değişeceksin?" sorusunu duymamayı ve o soruya olanca aksiliğimle "hiçbir zaman!" yanıtını vermek zorunda kalmamayı istiyorum... olmuyor. renklerimi istiyorum, o beni griye hapsediyor. kendimi geri istiyorum. bi adama yapışık yarım insan olarak değil, bi adamı seven ve onunla hayat paylaşan tam halimi istiyorum...
bugün çok ama çok mutsuzum...